İçeriğe geç

Şu mühim sır pek uzundur. Başka yerlerde bir parça bahsettiğimizden burada bu kısa işaretle yetiniyoruz.

Yedinci İşaret

Yani üçüncü soru:

Diyorlar ki: “Senin eskiden yaptığın müdafaalar ve İslamiyet

için mücadelelerin şimdiki tarzda değildi. Hem Avrupa’ya karşı İslamiyet’i müdafaa eden fikir adamlarının tarzında gitmiyorsun. Neden Eski Said vaziyetini değiştirdin? Neden İslam’ın manevî mücahitleri gibi hareket etmiyorsun?

Cevap: Eski Said ile fikir adamları, beşerî felsefenin ve Avrupa düşüncesinin düsturlarını kısmen benimseyip onlara karşı kendi silahlarıyla çarpışıyor, onları bir derece kabul ediyorlar. Bir kısım kaidelerini müspet ilimler suretinde sarsılmaz şekilde teslim ediyor, böylece İslamiyet’in hakiki kıymetini gösteremiyorlar. Âdeta İslamiyet’i köklerini çok derin zannettikleri felsefenin dallarıyla aşılıyor, güya kuvvetlendiriyorlar. Bu tarzda üstünlük az ve bu, İslamiyet’in kıymetini bir derece azaltmak olduğundan o yolu terk ettim. Hem şunu bilfiil gösterdim: İslamiyet’in esasları o kadar derindir ki, felsefenin en derin esasları onlara yetişemez, sığ kalır. Otuzuncu Söz, Yirmi Dördüncü Mektup ve Yirmi Dokuzuncu Söz bu hakikati delilleriyle ispat etmiş, göstermiştir. Eski yolda, felsefeyi derin sanıp İslam’ın hükümlerini görünüşte kabul ederek felsefenin dallarıyla bağlamak; onu ayakta tutmak ve muhafaza etmek zannediliyordu. Halbuki felsefenin düsturlarının ne haddi var ki onlara yetişsin?

سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنآ إِلَّا مَا عَلَّمْتَنَا إِنَّكَ أَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ

وَقَالُوا الْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذِي هَدٰينَا لِهٰذَا وَمَا كُنَّا لِنَهْتَدِيَ لَوْلٓا أَنْ هَدٰينَا اللّٰهُۚ

لَقَدْ جٓاءَتْ رُسُلُ رَبِّنَا بِالْحَقِّ

561