Ey biçareler! Bu dünya bir misafirhanedir. Her gün otuz bin şahit, cenazeleriyle اَلْمَوْتُ حَقٌّ hükmünü imzalıyor ve o davaya şahitlik ediyor. Ölümü öldürebilir misiniz? Bu şahitleri yalanlayabilir misiniz? Madem yalanlayamıyorsunuz, ölüm “Allah Allah” dedirtir. Ölüm anında “Allah Allah” demek yerine hangi topunuz, hangi tüfeğiniz ebedî karanlığı, ölmekte olan kimsenin önünde ışıklandırır, onun mutlak ümitsizliğini mutlak ümide çevirebilir? Madem ölüm var, kabre girilecek; bu hayat gidiyor, bâki bir hayat geliyor. Bir defa top tüfek denilse bin defa “Allah Allah” demek gerekir. Hem Allah yolunda olsa tüfek de “Allah” der, top da “Allahu Ekber” diye bağırır, “Allah” diyerek iftar eder, imsak eder.
Dördüncü İşaret
Tahripçi bid’at ehli iki kısımdır;
Bir kısmı güya din hesabına, İslamiyet’e sadakat namına, dini milliyetle güçlendirmek için, “Zayıf düşmüş din nuranî ağacını milliyet toprağına dikmek, kuvvetlendirmek istiyoruz.” diyerek dine taraftar bir vaziyet gösteriyorlar.
İkinci kısım, millet namına, milliyet hesabına, ırkçılığa kuvvet vermek fikriyle, “Milleti İslamiyet’le aşılamak istiyoruz.” diyerek bid’atlar icat ediyor.
Birinci kısma deriz ki: Ey “sadık ahmak” sözünü doğrulayan, ilmini çıkarları için kullanan biçare âlim veya meczup, akılsız, cahil sofular! Kökü kâinatın hakikati içine yerleşmiş, kâinat hakikatlerine kök salmış olan İslamiyet’in tûbâ ağacı, vehme dayalı, geçici, cüzî, hususi, menfî, belki esassız, kin güden, zulümlü, karanlık ırkçılık toprağına dikilmez! Onu oraya dikmeye çalışmak ahmakça, tahripçi ve bid’atçı bir teşebbüstür.
İkinci kısım milliyetçilere deriz ki: Ey hamiyet sahibi görünen sarhoşlar! Bir asır önce milliyet asrı olabilirdi. Bu asır ise ırkçılık asrı değil! Bolşevizm ve sosyalizm, meseleleri istila ediyor; ırkçılık fikrini kırıyor,
Dipnotlar
- “Ölüm kesin bir gerçektir.” (Bkz. et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr 3/180. Ayrıca ölüm gerçeğini ifade eden ayet-i kerimeler için bkz. Bakara sûresi, 2/28; Âl-i İmran sûresi, 3/185; Hac sûresi, 22/66; Câsiye sûresi, 45/26; Kaf sûresi, 50/19; Cum’a sûresi, 62/8; Mülk sûresi, 67/2)