İçeriğe geç

kalblerinde Allah’a ve ahirete iman suretinde yerleştirmek lâzımdır. Onlara şefkat ve merhamet bununla olur. Aksi, divane bir annenin çocuğunu bıçakla kesmesi gibi, milli şeref ve haysiyet sarhoşluğuyla o biçare masumları mânen boğazlamaktır. Bedenini beslemek için beynini ve kalbini çıkarıp ona yedirmek gibi vahşice bir merhametsizlik, bir zulümdür.

Beşinci kısım, fakirler ve zayıflardır. Acaba hayatın ağır yükümlülüklerini elem verici bir şekilde taşıyan fakirlerin.. hayatın müthiş telaş ve sıkıntıları karşısında çok üzülen, bunların tesiri altında kalan zayıfların milli şeref ve haysiyetten hisseleri yok mudur? Hamiyet bu biçarelerin ümitsizliğini ve elemini artıran, haram zevklere düşkün bir kısım zenginlerin heveslerinin oyuncağı ve bazı zalim, kuvvetli kimselerin şöhret ve bedbahtlık vesilesi olan Frenk meşrep, utanmazca ve firavunca, medeniyetperverlik adı altındaki hareketlerinizde midir? Bu biçare fakirlerin yarasına merhem, ırkçılık fikrinden değil; aksine, İslamiyet’in kutsî eczanesinden çıkabilir. Zayıfların kuvveti ve haksızlığa karşı dayanma gücü, karanlık ve tesadüfe bağlı, şuursuz, tabiatçı felsefeden değil; İslamî hamiyetten ve kutsî İslam milliyetinden alınır!..

Altıncı kısım, gençlerdir. Gençlikleri eğer daimî olsaydı, menfî milliyetçilikle içirdiğiniz şarabın onlara geçici bir menfaati, bir faydası dokunurdu. Fakat gençliğin lezzetli sarhoşluğundan ihtiyarlıkta elemle ayılmaları ve o tatlı uykudan ihtiyarlık sabahında acı ve pişmanlıkla uyanmalarıyla, o şarabın verdiği baş ağrısı ve sıkıntı onları çok ağlatacak. O lezzetli rüyanın bitmesindeki elem çok hazin bir şekilde üzecek. “Eyvah! Hem gençlik hem ömür gitti, her şeyimi kaybetmiş olarak kabre gidiyorum; keşke aklımı başıma alsaydım.” dedirtecek.

Acaba gençlerin milli hamiyetten hissesi, az bir zamanda geçici bir keyif almak için pek uzun bir süre acı ve pişmanlıkla ağlamak mıdır? Yoksa onların dünya saadeti ve hayat lezzeti; güzel, şirin gençlik nimetinin şükrünü yerine getirerek o fâni gençlik nimetini haram zevk ve eğlencelerle değil, istikamet yolunda sarf etmekle ve ibadetle mânen bâki kılmakta mıdır, saadet yurdu olan ahirette ebedî bir gençlik kazanmakta mıdır? Zerre kadar şuurun varsa söyle!..

Kısacası: Eğer Türk milleti, yalnız altıncı kısımdaki gençlerden ibaret olsa, onların da gençlikleri daimî kalsa ve dünyadan başka

538