İçeriğe geç

geçiyor. Öyle bir mescit ki, milyonlarca hafız o en büyük mescidin köşelerinde Kur’an’ı, o semavî hitabı dünyadakilere işittiriyor. Her ramazan, شَهْرُ رَمَضَانَ الَّذِۤي أُنْزِلَ فِيهِ الْقُرْاٰنُ ayetini nuranî, parlak bir tarzda gösteriyor; Kur’an ayı olduğunu ispat ediyor. O büyük cemaatin fertlerinden bazıları huşû ile o hafızları dinler, diğerleri Kur’an’ı kendi kendine okur. Böyle bir haldeki mukaddes bir mescitte süflî nefsin heveslerine uyup yemek içmekle o nuranî vaziyetten çıkmak ne kadar çirkinse, o mescitteki cemaatin manevî nefretine ne kadar hedefse, aynı şekilde, ramazan-ı şerifte oruç tutanlara muhalefet edenler de bütün İslam âleminin manevî nefretine ve tahkirine o derece hedeftir.

Yedinci Nükte

Ramazan orucunun, dünyaya ahiret için ekip biçmeye ve ticaret yapmaya gelen insanın kazancına bakan çok hikmetlerinden biri şudur:

Ramazan-ı şerifte amellerin sevabı bire bindir. Hadisin kesin hükmüyle, Kur’an-ı Hakîm’in her bir harfinin on sevabı var, on hasene (iyilik) sayılır, on cennet meyvesi getirir. Ramazan-ı şerifte ise her bir harf, on değil bin.. Âyetü’l-Kürsî gibi ayetlerin her bir harfi binler.. ramazan-ı şerifin cumalarında daha fazla.. Kadir gecesinde ise otuz bin hasene sayılır. Evet, her bir harfi otuz bin bâki meyve veren Kur’an-ı Hakîm, ramazan-ı şerifte öyle nuranî bir tûbâ ağacı hükmüne geçiyor ki, müminlere milyonlarca bâki meyveyi kazandırır. İşte gel, bu kutsî, ebedî, kârlı ticarete bak, seyret ve düşün; bu harflerin kıymetini takdir etmeyenlerin nasıl sonsuz bir zararda olduğunu anla!..

İşte ramazan-ı şerif, âdeta ahiret ticareti için gayet kârlı bir sergi, bir pazardır.. ahirete ait kazançlar için gayet verimli bir zemindir..

512