dünya denilen şu gemisinin merkezindeki küçük cehennemi büyük cehenneme boşalttığı gibi onun sakinlerini de haşir meydanına boşaltacağı ifade edilmiştir.
İkincisi: Onuncu ve Yirmi Dokuzuncu Söz’ler başta olmak üzere farklı Söz’lerde o haşrin, meydanıyla beraber varlığı kesin bir şekilde ispatlanmıştır.
Üçüncüsü: Görüşmek hususunda ise On Altıncı, Otuz Birinci ve Otuz İkinci Söz’lerde kesinlikle ispat edilmiştir ki, bir zât nuraniyet sırrıyla bir dakikada binlerce yerde bulunup milyonlarca kişiyle görüşebilir.
Dördüncüsü: İnsandan başka ruh sahibi mahlûklarına fıtrî birer elbise giydirdiği gibi, haşir meydanında sunî elbiselerden soyunmuş olarak fıtrî bir elbise giydirmesi Cenâb-ı Hakk’ın Hakîm isminin gereğidir. Dünyada sunî elbisenin hikmeti, yalnız soğuk ve sıcaktan korunmak, süslenmek ve ayıp yerlerini örtmekten ibaret değildir. Belki mühim bir hikmeti, insanın başka canlı türlerinde tasarrufuna, onlarla münasebetine ve onlara kumandanlığına işaret eden bir fihrist ve liste hükmünde olmasıdır. Yoksa insana kolay, ucuz, fıtrî bir elbise giydirebilirdi. Çünkü bu hikmet olmazsa çeşitli paçavraları vücuduna sarıp giyen insan, şuurlu hayvanların nazarında ve onlara nispeten bir maskara haline gelir, mânen onları güldürür. Haşir meydanında ise o hikmet ve münasebet yok, o listenin de olmaması gerekir.
Beşincisi: Senin gibi Kur’an’ın nuru altına girenlere rehber Kur’an’dır. الۤمۤ’lerin, الۤرٰ’ların, حٰمۤ’lerin başına bak, Kur’an’ın ne kadar makbul bir şefaatçi, ne kadar doğru bir rehber, ne kadar kutsî bir nur olduğunu anla ve gör.
Altıncısı: Cennet ve cehennem ehlinin elbiseleri hakkında ise Yirmi Sekizinci Söz’de hurilerin yetmiş kat elbise giymesine dair söylenen düstur burada da geçerlidir. Şöyle ki:
Cennetteki bir insan, cennetin her çeşit nimetinden her vakit
Dipnotlar
- “Elif, Lâm, Mîm.” (Bakara sûresi, 2/1; Âl-i İmran sûresi, 3/1; Ankebût sûresi, 29/1; Rûm sûresi, 30/1; Lokman sûresi, 31/1; Secde sûresi, 32/1)
- “Elif, Lâm, Râ.” (Yûnus sûresi, 10/1; Hûd sûresi, 11/1; Yûsuf sûresi, 12/1; İbrahim sûresi, 14/1; Hicr sûresi, 15/1)
- “Hâ, Mîm.” (Mü’min sûresi, 40/1; Fussilet sûresi, 41/1; Şûrâ sûresi, 42/1; Zuhruf sûresi, 43/1; Duhân sûresi, 44/1; Câsiye sûresi, 45/1; Ahkaf sûresi, 46/1)