(aleyhissalâtü vesselam) mucizelerini doğrulamak için iki kelimede tevafuk suretinde o garip vaziyet verilmiştir. Bu iki kelimenin mübarekliği, Kur’an’ın i’cazına ve Resûl-u Ekrem’in mucizelerine bir tasdik mührü olmakla beraber, başka benzer kelimeler de büyük çoğunlukla tevafuka mazhardır. Fakat onlar birer sayfaya mahsustur; şu iki kelime ise bir iki risalenin tamamında ve çoğu risalede görünüyor. Tekrar tekrar dediğimiz gibi: Bu tevafukun aslı diğer kitaplarda da çok bulunabilir. Ama o kast ve yüce iradeyi gösterecek derecede, bu kadar hayret verici değildir.
Şimdi bu davamızı çürütmek mümkün olmadığı halde, zahiren çürütülmüş gibi görmenin bir iki sebebi olabilir:
Biri: “Sizler düşünüp öyle bir tevafuku denk getirmişsiniz.” diyebilirler, “Böyle bir şey yapmak kasıt ile olursa rahat ve kolaydır.”
Buna karşı deriz ki: Bir davada doğru söyleyen iki şahit kâfidir. Bu davamızdaki tevafuklara kastımız ve irademiz karışmadığına ve üç dört sene sonra onların farkına vardığımıza doğru sözlü yüz şahit bulunabilir. Bu münasebetle bir noktayı söyleyeceğim: Bu i’caz kerameti, Kur’an-ı Hakîm’in belâgat yönünden i’caz derecesinde olması gibi değildir. Çünkü Kur’an’ın i’cazında insan kudreti, o yolda giderek o dereceye yetişemiyor. Şu i’caz kerameti ise insan kudretiyle olamıyor; kudret o işe karışamıyor. Karışsa sunî olur, bozulur.
Üçüncü Nükte: Hususi işaret-umumi işaret münasebetiyle ince bir rubûbiyet ve Rahmaniyet sırrına işarette bulunacağız:
Bir kardeşimin güzel bir sözü var. O sözü bu meseleye konu edeceğim:
Bir gün güzel bir tevafuku ona gösterdim. Dedi ki: “Güzel! Zaten her hakikat güzeldir, fakat bu Söz’lerdeki tevafuklar ve muvaffakiyet daha güzel.” Ben de şöyle dedim: “Evet, her şey ya hakikaten
Dipnotlar
- Haşiye: On Dokuzuncu Mektup’un On Sekizinci İşaret’inde bir nüshada, bir sayfada dokuz “Kur’an” kelimesi tevafuk ettiği halde, aralarında çizgi çektik, bütününde “Muhammed” (aleyhissalâtü vesselam) kelimesi çıktı. O sayfanın karşısındaki sayfada sekiz “Kur’an” tevafuk etmekle beraber, bütününde “Allah” lafzı çıktı. Tevafuklarda böyle benzersiz şeyler çok var. Bu haşiyenin bildirdiği şeyi gözümüzle gördük. Bekir, Tevfik, Süleyman, Galip, Said