gibi Türkçesi az, sözleri muğlak, çoğu anlaşılmaz ve “Açık hakikatleri dahi zorlaştırıyor.” diye eskiden beri şöhret bulmuş, eski eserleri –kısmen– bu kötü şöhreti tasdik etmiş bir şahsın elinden çıkması, elbette, şüphesiz bir inayet eseridir, benim hünerim olamaz. Kur’an-ı Kerîm’in manevî i’cazının bir cilvesi ve Kur’an’daki temsillerin bir suretidir, yansımasıdır.
Beşinci İşaret: Risaleler çoğu itibarı ile pek fazla yayıldığı halde, en büyük âlimden tut en avam adama, kalb ehli büyük bir veliden tut en inatçı dinsiz bir felsefeciye kadar insan tabakaları ve zümreleri o risaleleri gördükleri, okudukları ve bir kısmı tokadını yedikleri halde risalelerin tenkit edilmemesi.. ve her zümrenin onlardan derecesine göre istifade etmesi, doğrudan doğruya Cenâb-ı Hakk’ın inayetinin bir eseri ve Kur’an’ın bir kerametidir. Aynı şekilde, çok tetkik ve araştırma neticesinde ancak ortaya çıkabilecek o çeşit risalelerin, fevkalâde bir süratle, hem idrakimi ve fikrimi dağıtan sıkıntılı kabz vakitlerinde yazılması da Cenâb-ı Hakk’ın inayetinin bir eseri ve Rabbanî bir ikramıdır.
Evet, çoğu kardeşim, yanımdaki bütün arkadaşlarım ve risale nüshalarını yazan kâtipler biliyorlar ki, On Dokuzuncu Mektup’un beş parçası birkaç gün içinde, her gün iki-üç saat olmak üzere toplam on iki saatte, hiçbir kitaba müracaat edilmeden yazılmıştır. Hatta en mühim parçalardan biri olan ve Resûl-u Ekrem (aleyhissalâtü vesselam) kelimesinde açık bir peygamberlik mührünü gösteren dördüncü kısım, üç-dört saatte, dağda, yağmur altında, ezberden yazıldı. Otuzuncu Söz gibi mühim ve ince meseleleri bildiren bir risale, altı saat içinde bir bağda yazıldı. Ve Yirmi Sekizinci Söz’ün Süleyman’ın bahçesinde bir, nihayet iki saat içinde yazılması gibi, çoğu risale böyledir. Eskiden beri sıkıntılı ve kabz halinde olduğum zaman en aşikâr hakikatleri bile ifade edemediğimi, belki bilemediğimi yakın dostlarım biliyor. Bilhassa o sıkıntıya hastalık da eklenince beni dersten, yazmaktan daha çok alıkoymakla beraber, en mühim Söz’lerin ve risalelerin en sıkıntılı ve hastalıklı zamanlarımda, en süratli şekilde yazılması, doğrudan doğruya ilahî bir inayet, Rabbanî bir ikram ve Kur’an’ın bir kerameti değilse nedir?
Hem hangi kitap olursa olsun, böyle ilahî ve imana dair hakikatlerden bahsetmişse, ister istemez bir kısım meseleleri bazı insanlara
Dipnotlar
- Tutukluk, sıkıntı, manevî feyizlerin kesilmesi hali.