İçeriğe geç

Ekrem’in (aleyhissalâtü vesselam) mucizelerinin anlatıldığı On Dokuzuncu Mektup’ta, Üçüncü İşaret’ten ta On Sekizinci İşaret’e kadar altmış sayfada; habersiz, bilmeden, bir kâtibin nüshasında –iki sayfa dışındaki bütün sayfalarda– iki yüzden fazla “Resûl-u Ekrem” (aleyhissalâtü vesselam) kelimesi tam denk gelecek şekilde birbirine bakıyor. Kim iki sayfaya insafla, dikkatlice baksa bunun tesadüf olmadığını tasdik eder. Çünkü tesadüfte, olsa olsa bir sayfada çok sayıda aynı kelime varsa yarı yarıya denk gelir, ancak bir iki sayfada tamamen denk gelebilir. O halde böyle bütün sayfalarda “Resûl-u Ekrem” (aleyhissalâtü vesselam) kelimesi –iki olsun, üç, dört veya daha fazla olsun– tam denk gelecek şekilde birbirine bakıyorsa elbette bunun tesadüf olması mümkün değildir. Hem o risaleyi yazarak çoğaltan ayrı ayrı sekiz kâtibin bozamadığı bir tevafuk, içinde gayba dair kuvvetli bir işaret olduğunu gösterir.

Nasıl ki belâgat sahiplerinin kitaplarında belâgatin dereceleri bulunduğu halde, Kur’an-ı Hakîm’deki belâgat i’caz derecesine çıkmıştır, ona yetişmek kimsenin haddi değil. Aynen öyle de, Allah Resûlü’nün mucizelerinin bir aynası olan On Dokuzuncu Mektup, Kur’an’ın mucizelerinin bir tercümanı olan Yirmi Beşinci Söz ve Kur’an’ın bir nevi tefsiri olan Risale-i Nur’un eczalarındaki, kısımlarındaki tevafuklar bütün kitapların üstünde bir derecede benzersizlik gösteriyor. Ve bundan anlaşılıyor ki, Kur’an’ın ve Resûl-u Ekrem’in mucizelerinin bir çeşit kerameti o aynalarda tecelli ediyor, görünüyor.

İkinci İşaret: Kur’an hizmetine ait Rabbanî inayetlerin ikincisi şudur: Cenâb-ı Hak benim gibi kalemsiz, yarı ümmi, gurbet diyarında kimsesiz, başkasıyla görüşmesi yasaklanmış bir insana; kuvvetli, ciddi, samimi, çok gayretli, fedakâr ve kalemleri birer elmas kılıç olan kardeşleri yardımcı ihsan etti. Zayıf ve aciz omzuma çok ağır gelen Kur’an’a hizmet vazifesini o kuvvetli omuzlara bindirdi, kusursuz keremiyle yükümü hafifletti. O mübarek cemaatin –Hulûsi’nin tabiriyle– telsiz telgrafın ahizeleri ve –Sabri’nin tabiriyle– Nur fabrikasının elektriğini ulaştıran makineler hükmünde ayrı ayrı meziyetleri ve kıymetli, çeşitli hususiyetleri vardır. Bununla beraber –yine Sabri’nin tabiriyle– gayba ait bir çeşit tevafuk olarak, şevk, çalışkanlık, gayret ve ciddiyette birbirine benzer şekilde, Kur’an’ın sırlarını ve iman nurlarını etrafa yaymaları, her yere eriştirmeleri ve şu zamanda (yani harfler değişmiş, matbaa

474