ne de övünme olması için tek çare, meziyetlerini ve kemâl vasıflarını kabul etmek fakat onları sahiplenmeyerek nimetlerin gerçek sahibi Mün’im-i Hakiki’nin nimet vermesinin eseri olarak göstermektir. Mesela, nasıl ki süslü, ziynetli, gösterişli bir elbiseyi biri sana giydirse ve onunla çok güzelleşsen, halk sana, “Maşallah, çok güzelsin, çok güzelleştin.” dese… Eğer sen tevazu ile desen ki, “Hâşâ, ben neyim? Hiç! Bu nedir, nerede güzellik?” O vakit nimete nankörlük ve elbiseyi sana giydiren mahir sanatkâra karşı hürmetsizlik etmiş olursun. Eğer iftiharla desen ki, “Evet, ben çok güzelim. Benim gibi güzel nerede var? Benim gibi birini gösteriniz.” O vakit bu, gururlu bir şekilde övünmek olur. İşte övünmekten ve nankörlükten kurtulmak için demeli ki: “Evet, ben güzelleştim fakat güzellik elbisenindir, dolayısıyla elbiseyi bana giydirenindir, benim değil.”
İşte bunun gibi ben de sesim ulaşsa bütün dünyaya bağırarak derim ki: Sözler güzeldir, hakikattir fakat benim değildir; Kur’an-ı Kerîm’in hakikatlerinden yansıyan parıltılardır.
وَمَا مَدَحْتُ مُحَمَّدًا بِمَقَالَتِي وَلٰكِنْ مَدَحْتُ مَقَالَتِي بِمُحَمَّدٍ
düsturuyla derim ki:
وَمَا مَدَحْتُ الْقُرْاٰنَ بِكَلِمَاتِي وَلٰكِنْ مَدَحْتُ كَلِمَاتِي بِالْقُرْاٰنِ
Yani, “Kur’an’ın i’caz hakikatlerini ben güzelleştiremedim, güzel gösteremedim; Kur’an’ın güzel hakikatleri benim ifadelerimi de güzelleştirdi, yüksek ve kıymetli hale getirdi.”
Madem böyledir, Kur’an hakikatlerinin güzelliği adına, Sözler isimli aynalarının güzelliklerini ve o aynalık vazifesinin neticesinde ortaya çıkan ilahî lütufları göstermek, makbul bir tahdis-i nimettir.
Beşinci Sebep: Çok zaman önce velâyet sahibi bir zâttan işittim ki, o zât eski velilerin gayba dair işaretlerinden şu hükmü çıkarmış, şu kanaate varmış: “Şark tarafından bir nur belirecek, bid’atların karanlığını dağıtacak.” Ben böyle bir nurun ortaya çıkmasını çok bekledim ve bekliyorum. Fakat çiçekler baharda gelir. Öyle kutsî çiçeklere zemin
Dipnotlar
- “Ben sözlerimle Muhammed’i (aleyhissalâtü vesselam) övmüş olmadım; aslında sözlerimi Muhammed’le (aleyhissalâtü vesselam) övmüş ve güzelleştirmiş oldum.” Hasan İbni Sâbit’in sözü olarak; İbnü’l-Esîr, el-Meselü’s-Sâir 2/357; el-Kalkaşendî, Subhu’l-A’şâ 2/321; İmam Rabbanî, el-Mektûbât 1/58 (44. Mektup).