yükselişe mazhardır, peygamber ve sıddık mertebesine çıkar.
Hem insan –hayvanların aksine– hayat için lâzım olan şeyler hakkında cahildir, her şeyi öğrenmeye mecburdur. Sayısız şeye muhtaç olduğundan, mübalâğa kipiyle “cehûl”, yani çok cahildir. Hayvan ise dünyaya geldiği vakit hem az şeye muhtaçtır, hem de ihtiyaç duyduğu şeyleri ve yaşaması için gerekli bütün şartları bir-iki ayda, belki bir-iki günde, bazen bir-iki saatte öğrenir. Âdeta başka bir âlemde gelişip olgunlaşmış, dünyaya öyle gelmiştir. İnsan ise bir-iki senede ancak ayağa kalkar, on beş senede ancak menfaati ve zararı ayırt eder. İşte “cehûl” mübalâğası buna da işarettir.
Dördüncü Mesele
جَدِّدُوا إِيمَانَكُمْ بِلَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ hadis-i şerifinin hikmetini soruyorsunuz. Bundan birçok Söz’de bahsedilmiştir. Hikmetinin bir sırrı şudur:
İnsanın hem kendisi hem dünyası daima yenilendiği için her zaman imanını tazelemeye muhtaçtır. Zira her bir insanın mânen pek çok ferdi bulunur. O, ömrünün seneleri, belki günleri, hatta saatleri adedince başka bir fert sayılır. Zaman ırmağının altına girdiği için insan bir model hükmüne geçer, her gün bir başka fert suretini giyer.
Hem insanda böyle pek çok suret ve yenilenme olduğu gibi, onun vatan edindiği âlem de seyyardır. Biri gider, yerine başkası gelir. Âlem daima çeşitlenir, her gün başka bir âlemin kapısı açılır. İman hem o şahıstaki her ferdin hayat nuru, hem de onun girdiği âlemin ışığıdır. لٓا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ ise o nuru parlatan, ışığı açan bir anahtardır.
Madem nefis, geçici arzular, vehimler ve şeytan insana hükmediyor; çok vakit onun imanını kırmak için gafletinden faydalanarak pek çok hile yapıyor, şüphe ve vesveselerle iman nurunu kapatıyor. Hem görünüşte dine zıt, hatta bazı imamlara göre küfür derecesinde tesirli kelimeler ve hareketler insanın hayatından eksik olmuyor. O halde her vakit, her saat, her gün iman yenilemeye ihtiyaç vardır.
Soru: Kelâm âlimleri, âlemi kısaca “imkân” ve “hudûs”
Dipnotlar
- “Hayır ve fazilet kaynağı ‘Lâ ilahe illallah’ cümlesi ile imanınızı yenileyiniz.” (el- Hakîm et-Tirmizî, Nevâdiru’l-Usûl 2/204. Ayrıca benzer mânâdaki hadisler için bkz. Ahmed İbni Hanbel, el-Müsned 2/359; Abd İbni Humeyd, el-Müsned 1/417)
- “Allah’tan başka ilah yoktur.” (Sâffât sûresi, 37/35; Muhammed sûresi, 47/19)
- Hudûs: Sonradan olma, yokken vücuda gelme.