Hem iman yalnız ilimle elde edilmez; onda pek çok latifenin hissesi var. Nasıl ki, bir yemek mideye girince farklı sinirlere farklı şekilde dağılır. İmana dair, ilimle gelen bir mesele de akıl midesine girdikten sonra, derecesine göre ruh, kalb, sır, nefis ve bunun gibi latifeler ondan kendince birer hisse alır, onu özümser. Eğer onların hissesi yoksa iman noksandır. İşte Muhyiddin İbni Arabî, Fahreddin Râzî’ye bu noktayı hatırlatıyor.
Üçüncü Mesele
وَلَقَدْ كَرَّمْنَا بَنِي اٰدَمَ ve إِنَّهُ كَانَ ظَلُومًا جَهُولًا ayetleri nasıl bağdaşır?
Cevap: On Birinci ve Yirmi Üçüncü Söz’lerde ve Yirmi Dördüncü Söz’ün Beşinci Dal’ının İkinci Meyvesi’nde bunun izahı vardır. Sırrı kısaca şudur:
Cenâb-ı Hak, kusursuz kudretiyle nasıl bir tek şeyden çok şeyi yapıyor, bir şeye çok vazifeyi gördürüyor, bir sayfada bin kitabı yazıyor. Aynen öyle de, insanı pek çok varlık türünün hususiyetlerini içeren bir mahiyette yaratmıştır. Yani bir tek tür olan insana bütün hayvan cinslerinin farklı derecelerdeki vazifeleri kadar vazifeyi gördürmeyi irade etmiş; insanın manevî kabiliyetlerine ve hissiyatına fıtraten bir sınır, bir kayıt koymamış, onu serbest bırakmıştır. Diğer canlıların kabiliyet ve duyguları ise sınırlıdır, yaradılıştan kayıt altındadır. Halbuki insanın her duygusu ve kabiliyeti, hadsiz bir mesafede gezer gibi, sonsuza doğru gider. İnsan, kâinatın Hâlık’ının isimlerinin sonsuz tecellilerine bir ayna olduğu için hislerine sınırsız bir kabiliyet konulmuştur.
Mesela, bütün dünya kendisine verilse bile insan hırsla هَلْ مِنْ مَزِيدٍ der. Bencilliğiyle, kendi menfaati için binlerce adamın zarar görmesini kabul eder ve bunun gibi... Kötü ahlâkta sonsuz dereceye vardığı, nemrutlar ve firavunlar seviyesine kadar düştüğü ve mübalâğa kipiyle “zalûm” (çok zulmeden) olduğu gibi, ahlâk güzelliğinde de sonsuz
Dipnotlar
- “Gerçekten biz, Âdemoğullarını şerefli kıldık” (İsrâ sûresi, 17/70)
- “İnsan (bu emanetin hakkını gözetmediğinden) cidden çok zalim, çok cahildir.” (Ahzâb sûresi, 33/72)
- Bkz. “Hakkı inkâr edenler görüp bilmediler mi ki göklerle yer bitişik (bir bütün) idi, onları biz ayırdık, hayata sahip her şeyi sudan yaptık. Hâlâ inanmayacaklar mı?” (Enbiyâ sûresi, 21/30)
- Daha yok mu?