İçeriğe geç

küçük işlerimi dahi bilir. En uzak maksatlarımı yerine getirebilir. Her halimi görür, sesimi işitir. Öyleyse bütün varlıkların bütün seslerini işitiyor; benim sesimi de işitiyor. Bütün bu şeyleri O yaptığı için en küçük ihtiyaçlarımı da O’ndan bekliyor, O’ndan istiyorum.”

İşte duanın verdiği hâlis tevhid inancının enginliğine, gösterdiği iman nurunun tatlılığına ve saflığına bak, قُلْ مَا يَعْبَؤُۨا بِكُمْ رَبِّي لَوْلَا دُعٓاؤُۨكُمْ sırrını anla ve وَقَالَ رَبُّكُمُ ادْعُونِۤي أَسْتَجِبْ لَكُمْ fermanını dinle!

أَگَرْ نَهْ خَواهِى دَادْ ، نَهْ دَادِى خَواهْ denildiği gibi, “Eğer vermek istemeseydi, istemeyi vermezdi…”

سُبْحَانَكَ لَا عِلْمَ لَنَاۤ إِلَّا مَا عَلَّمْتَنَا إِنَّكَ أَنْتَ الْعَلِيمُ الْحَكِيمُ

اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلٰى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ مِنَ الْأَزَلِ إِلَى الْأَبَدِ عَدَدَ مَا فِي عِلْمِ اللّٰهِ وَعَلٰى اٰلِ ه۪ وَصَحْبِه۪ وَسَلِّمْ. سَلِّمْنَا وَسَلِّمْ دِينَنَا، اٰمِينَ. وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

390