vesile olur. O sayfa suretini ve hüviyetini basılan yapraklara bırakıp mânâlarını akıl sahiplerine ulaştırdıktan sonra, o matbaa harflerinin vaziyeti ve düzeni de değiştirilir. Çünkü artık onlara lüzum kalmamıştır, hem başka sayfaların basılması gerekir.
İşte aynen bunun gibi, ilahî kader kalemi şu yeryüzündeki varlıklara, bilhassa bitkilere bir düzen, bir vaziyet verir... Bahar sayfasında kudret onları var eder… Ve suretleri, hüviyetleri güzel mânâlarını bildirerek misal âlemi gibi gayb âleminin de defterine geçtiği için hikmet gerektirir ki, o vaziyet değişsin, böylece yeni gelecek baharın sayfası yazılsın ve o varlıklar da mânâlarını ifade etsin.
İkinci İşaret
وَثَانِيًا: مَعَ إِنْتَاجِ الْحَقَائِقِ الْغَيْبِيَّةِ وَالنُّسُوجِ اللَّوْحِيَّةِ Bu cümle işaret eder ki:
Her bir şey –cüzî olsun, küllî olsun– yokluğa gittikten sonra, bilhassa canlıysa, gayba ait pek çok hakikati netice verir. Bununla beraber, misal âleminin defterlerinde bulunan misalî levha üstünde, hayatı boyunca yaşadığı haller sayısınca suretler bırakır ve o suretlerden, mukadderat denilen mânidar hayat hikâyeleri yazılır ve ruhanilere bir mütâlaa yeri olur.
Mesela, nasıl ki bir çiçek yokluğa giderken varlık âleminde yüzlerce tohumcuğunu ve o tohumcuklarda mahiyetini bırakır. Hem her şeyin muhafaza edildiği küçük levhalarda ve onların küçük numuneleri olan hafızalarda binlerce suretini bırakıp şuur sahiplerine hayatı boyunca geçirdiği hallerle ifade ettiği, Cenâb-ı Hakk’ı tesbihatını ve O’nun isimlerinin nakışlarını okutur, sonra gider.
Aynen öyle de, yeryüzü saksısında güzel, sanatlı varlıklarla süslenmiş bahar mevsimi bir çiçektir. Görünüşte yok olur, hiçliğe gider. Fakat tohumları sayısınca ifade ettiği gayba ait hakikatleri, çiçekleri sayısınca neşrettiği misalî hüviyeti ve içindeki varlıklar sayısınca gösterdiği Rabbanî hikmeti kendine bedel bu âlemde bırakır, sonra bizden saklanır. Hem arkadaşı olan diğer baharlara yer açar ki, gelip vazifelerini görsünler. Demek, o bahar görünüşte bir vücudu çıkarır, mânen bin vücut giyer.
Üçüncü İşaret
وَثَالِثًا: مَعَ نَشْرِ الثَّمَرَاتِ الْأُخْرَوِيَّةِ وَالْمَنَاظِرِ السَّرْمَدِيَّةِ ifade ediyor ki: