Dördüncü Kelime
لَهُ الْمُلْكُ Yani yerden arşa, serâdan Süreyya’ya, zerrelerden gezegenlere, ezelden ebede kadar her bir varlık, gökler ve yeryüzü, dünya ve ahiret, her şey O’nun mülküdür. Yüce mâliklik mertebesi, en büyük tevhid makamı suretinde O’nundur. Şu yüce mâliklik mertebesinin ve büyük tevhid makamının muazzam bir delili, hoş bir zamanda ve hoş bir hatırada, Arapça olarak şu acizin hatırına getirildi. O tatlı hatıranın hatırı için Arapça ifadeyi aynen kaydedip sonra mealini yazacağız.
لَهُ الْمُلْكُ لِأَنَّ ذَاكَ الْعَالَمَ الْكَبِيرَ كَهٰذَا الْعَالَمِ الصَّغِيرِ مَصْنُوعُ قُدْرَتِه۪ مَكْتُوبُ قَدَرِه۪. إِبْدَاعُهُ لِذَاكَ صَيَّرَهُ مَسْجِدًا، إِيجَادُهُ لِهٰذَا صَيَّرَهُ سَاجِدًا.. إِنْشَاؤُهُ لِذَاكَ صَيَّرَ ذَاكَ مِلْكًا، إِيجَادُهُ لِهٰذَا صَيَّرَهُ مَمْلُوكًا.. صَنْعَتُهُ فِي ذَاكَ تَظَاهَرَتْ كِتَابًا، صِبْغَتُهُ فِي هٰذَا تَزَاهَرَتْ خِطَابًا.. قُدْرَتُهُ فِي ذَاكَ تُظْهِرُ حِشْمَتَهُ، رَحْمَتُهُ فِي هٰذَا تُنَظِّمُ نِعْمَتَهُ.. حِشْمَتُهُ فِي ذَاكَ تَشْهَدُ هُوَ الْوَاحِدُ، نِعْمَتُهُ فِي هٰذَا تُعْلِنُ هُوَ الْأَحَدُ.. سِكَّتُهُ فِي ذَاكَ فِي الْكُلِّ وَالْأَجْزَاءِ، خَاتَمُهُ فِي هٰذَا فِي الْجِسْمِ وَالْأَعْضَاءِ.
Birinci Fıkra: ذَاكَ الْعَالَمَ الْكَبِيرَ... الخ Yani, kâinat denilen şu koca âlem ve onun küçük bir misali olan insan denilen küçük âlem, insanın hem iç dünyasına hem de dış dünyaya ait, kudret ve kader kalemiyle yazılan vahdaniyet delillerini gösteriyor. Evet, kâinattaki muntazam sanatın örnekleri küçük bir ölçekte insanda vardır. O büyük dairedeki sanat bir tek Sâni’e şahitlik ettiği gibi, insanda bulunan küçük ölçekteki, gözle görülemeyecek kadar ince sanat da yine o Sâni’e işaret eder, O’nun birliğini gösterir.
Hem nasıl ki, şu insan Cenâb-ı Hakk’ın gayet mânidar bir mektubu ve kaderin muntazam bir kasidesidir. Şu kâinat da aynı kader kalemiyle, fakat büyük bir ölçekte yazılmış muntazam bir kasidedir. Hiç mümkün müdür ki, sayısız ayırt edici alâmetle bütün insanlara bakan, insanın yüzündeki birlik damgasına ve bütün varlıkların omuz omuza, el ele, baş başa verdiği kâinatın üstündeki vahdaniyet mührüne Vahid-i Ehad’dan başkası müdahale edebilsin?
İkinci Fıkra: إِبْدَاعُهُ لِذَاكَ... الخ Meali şudur: Sâni-i Hakîm, şu koca âlemi öyle benzersiz bir şekilde yaratıp yüce ayetlerini üstüne
Dipnotlar
- Fıkra: Madde, bahis, bent.