aksini, misalini tutar ve haddini bilir. Bir su damlası, kendi kabiliyetine göre, “Güneşin bende bir aksi var.” der. Fakat “Ben de deniz gibi ona bir aynayım.” diyemez. Aynen öyle de, Allah’ın isimlerine ait cilvelerin çeşitliliğine göre evliyanın makamlarında mertebeler vardır. Cenâb-ı Hakk’ın her bir isminin, güneş gibi, kalbden Arş’a kadar cilveleri bulunur. Kalb de bir aynadır, fakat “Ben de Arş gibiyim.” diyemez.
İşte kulluğun esası olan, aczini, fakrını, kusurunu, noksanlığını bilmek ve niyaz ile Cenâb-ı Hakk’ın ulûhiyet dergâhına secde etmek yerine, naz ve övünme yolunda giden; zerre kadar kalbini Arş’a denk tutmuş olur. Damla gibi makamını, velilerin derya gibi makamlarıyla karıştırır. Kendini o büyük makamlara yakıştırmak ve o makamlarda konumunu muhafaza etmek için yapmacıklığa, zorlama tavırlara, mânâsızca kendini beğenmişliğe girer ve çok sıkıntıya düşer.
Kısacası, hadiste buyruluyor ki:
هَلَكَ النَّاسُ إِلَّا الْعَالِمُونَ وَهَلَكَ الْعَالِمُونَ إِلَّا الْعَامِلُونَ وَهَلَكَ الْعَامِلُونَ إِلَّا الْمُخْلِصُونَ وَالْمُخْلِصُونَ عَلٰى خَطَرٍ عَظِيمٍ
Yani kurtuluşa vesile yalnız ihlâstır. İhlâsı kazanmak çok mühimdir. Bir zerre ihlâslı amel, hâlis olmayan batmanlarca amele tercih edilir. İnsan, onu kazanmak için hareketlerinin sebebinin sırf Allah’ın emri, neticesinin O’nun rızası olduğunu düşünmeli ve Cenâb-ı Hakk’ın icraatına karışmamalı.
İhlâs her şeyde mümkün olabilir. Hatta sevginin de ihlâslı bir zerresi, batmanlarca resmî ve ücretli muhabbete üstündür. Bir zât bu sevgiyi şöyle tarif etmiş:
وَمَا أَنَاۨ بِالْبَاغِي عَلَى الْحُبِّ رِشْوَةً ضَعِيفٌ هَوًى يُبْغٰى عَلَيْهِ ثَوَابٌ
Dipnotlar
- “İnsanlar helâk oldu, âlimler müstesna. Âlimler de helâk oldu, ilmiyle amel edenler müstesna. Amel edenler de helâk oldu, ihlâs sahipleri müstesna. İhlâs sahiplerine gelince, onlar da pek büyük bir tehlike ile karşı karşıyadırlar.” Bkz. el-Gazâlî, İhyâu Ulûmi’d- Dîn 3/414, 4/179, 362; el-Gazâlî, Meâricü’l-Kuds s. 88; el-Aclûnî, Keşfü’l-Hafâ 2/415.
- Peygamber Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem), dinde ihlâslı olmak kaydıyla az bir amelin dahi yeteceğini beyan buyurmaktadır: el-Hâkim, el-Müstedrek 4/341; Ebû Nuaym, Hilyetü’l-Evliyâ 1/244. Ayrıca Allah Teâlâ’nın ancak ihlâsla yapılan amelleri kabul buyuracağına dair bkz. et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr 8/140; ed-Dârakutnî, es-Sünen 1/51.
- Ebu’t-Tayyib el-Mütenebbî’ye ait olan bu beyit için bkz. İbni Kays, Kıra’d-Dayf 1/95, 237; ez-Zehebî, Târîhu’l-İslâm (354 tarihi vefatları) s. 103.