ispat etmek için bütün kâinatı kuşatmak gerekir. وَالْعَـدَمُ الْمُطْلَقُ لَا يُثْبَتُ إِلَّا بِمُشْكِلَاتٍ عَظِيمَةٍ usûl ilminin bir kaidesidir. Evet, bir şeyin dünyada var olduğunu söylersen yalnızca o şeyi göstermek yeterlidir. Eğer yok deyip inkâr edersen bütün dünyayı dolaşıp göstermek gerekir ki, onun var olmadığı ispat edilsin.
İşte bu sırdan dolayı kâfirlerin bir hakikati inkâr etmesi, kendiyle alâkalı bir meseleyi çözmek, dar bir delikten geçmek veyahut bir hendekten atlamak gibidir; bin de, bir de aynıdır. Çünkü davaları birbirine destek olmaz. Fakat bir şeyin varlığını ispat edenler, işin özünde hakikate baktıkları için iddiaları birleşir, birbirine kuvvet verir. Bu, büyük bir taşı kaldırmaya benzer; ne kadar el yapışırsa kaldırmak o kadar kolay olur ve her el birbirinden destek alır.
Yedinci Nota
Ey Müslümanları dünyaya şiddetle teşvik eden, yabancıların sanat ve ilerleme anlayışlarını kabule zorlayan sözde hamiyet sahibi bedbaht! Dikkat et, bu milletin bir kısmının dinle bağları kopmasın! Eğer böyle ahmakça, körü körüne, topuzların altında dinden bağları koparsa, o dinsizler öldürücü bir zehir hükmüne geçip toplum hayatına zarar verir. Çünkü dinden çıkan bir kimsenin vicdanı tamamen bozulur ve o insan toplum hayatı için bir zehir olur. Bu yüzden usûl ilmindeki, “Dinden çıkanın hayat hakkı yoktur. Kâfirin ise eğer anlaşma ile İslam ülkesinde yaşaması kabul edilmiş olursa veya barış içinde yaşarsa hayat hakkı vardır.” hükmü, dinin bir kanunudur. Hem Hanefi mezhebinde, anlaşma ile İslam ülkesinde yaşaması kabul edilmiş, hayat hakkı korunan bir kâfirin şahitliği makbuldür. Fakat Müslümanlıktan çıkan bir fasığın şahitliği kabul edilmez; çünkü o, haindir.
Dipnotlar
- “Mutlak yokluk, ancak pek büyük güçlükle ispat edilebilir.” Bkz. İbni Nüceym, el- Bahru’r-Râik 2/122; İbni Kayyim, es-Savâiku’l-Mürsele 4/1310; İbni Kayyim, er-Rûh fi’l-Kelâm 1/198.
- Kâfirin şehadetinin makbul olup olmamasıyla ilgili farklı durumlara göre çok farklı hükümlerin olduğuna dair bkz. el-Kâsânî, Bedâiu’s-Sanâi’ 2/254-255, 6/266.
- Dinden çıkmış birinin şehadetinin caiz olmadığını belirten hadis için bkz. Tirmizî, şehâdât 2; Ebû Dâvûd, akdiye 16; İbni Mâce, ahkâm 30; Ahmed İbni Hanbel, el-Müsned 2/181, 204, 208. Ayrıca bu konunun fıkhî hükmü için bkz. el-Kâsânî, Bedâiu’s-Sanâi’ 1/156; el-Merğînânî, el-Hidâye 3/124; İbni Âbidîn, Hâşiye 7/112.