İçeriğe geç

Şöyle ki, وَمِنَ اللَّيْلِ فَتَهَجَّدْ بِه۪ نَافِلَةً لَكَ“Sana mahsus bir namaz olmak üzeregecenin bir kısmında kalkıp Kur’ân oku, teheccüd namazı kıl.111 âyeti ışığında siz gecenin belli bir kısmında kalkar, Kur’ân okur ve teheccüd namazı kılarsınız. Yine seher vaktinde, كَانُوا قَلِيلًا مِنَ اللَّيْلِ مَا يَهْجَعُونَ ۝ وَبِاْلأَسْحَارِ هُمْ يَسْتَغْفِرُونَ“Onlar, geceleri az uyurlardı. Seher vakitlerinde de ba­ğış­lanma dilerlerdi.”112 âyetlerinin işaretiyle âdeta istiğfarla gürlersiniz. Sonra sabah namazı vakti girer; önce sünnetini, sonra da farzını eda edersiniz. Güneş doğup kerahet vakti çıktığında işrak namazını ve öğle vaktine yakın zamana kadar da duha namazını eda edersiniz. Öğle namazını, günlük işlerin âdeta sırtınızda olduğu bir vakitte ikame edersiniz. İkindi namazıyla Allah’ın (celle celâluhu) huzuruna koşmak suretiyle, günün daha da artmış olan o ezici yorgunluğunu âdeta ruh ufuklarında bir seyahate çevirir ve dinlenmiş olursunuz. Yine akşam ve yatsı namazlarını da aynı duygu ve düşüncelerle îfâ edersiniz de ruhen herhangi bir boşluğa düşmemiş olursunuz.

“İşleyen Demir Işıldar”

Günlük ibadet hayatımız, nasıl Cenâb-ı Hak tarafından böyle bir takvime bağlanmış, bir boşluk bırakılmamışsa; insanlık yolunda yapılacak hizmetlerde de haftalar, aylar, mevsimler ve hatta seneler böyle bir aksiyon anlayışıyla taksim edilmelidir. Bu mevzuda, her mü’min âdeta bir strateji uzmanı gibi çalışmalı; kendisi, ailesi ve yaşadığı toplumu adına yapabileceği işleri belirlemelidir. Böylece o, kendi hayatiyet ve üretkenliğini de korumuş olacaktır. Zira atalarımız “İşleyen demir ışıldar.” demişlerdir. O hâlde paslanıp küflenmeden daima parlak kalabilmenin yolu, sürekli faaliyettir.

163