İçeriğe geç

Allah (celle celâluhu), böyle mühim bir mucizeyi anlatma sadedinde, Efendimiz’i, ne Kur’ân’daki, ne İncil’deki, ne de Tevrat’taki isimleriyle, yani, Muhammed, Ahmed ve Ahyed’le anmıyor da, O’nun kulluğundan bahisle “Abduhû” diyor. Sanki O: “Ben kul oldum.” deyince, Allah (celle celâluhu) da O’na diyor ki: “Madem sen kul oldun; Ben de kulluğu en büyük bir değer ve kıymet hâline getirdim.. ve yeryüzünde en büyük değer olarak kulluğu kabul ediyorum. Onun için, nerede senin değer ve kıymetinden bahsetmek istersem, orada senin kulluğunu nazara vereceğim. Hem öyle bir nazara vereceğim ki, her Müslüman şehadetinde senin risaletinden evvel kulluğunu ifade edecek ve dünyanın dört bir yanı onların bu âvâzlarıyla lerzeye gelecek…” Evet, dünyanın her tarafı senin kul olduğunu haykıracak.

Ve Bir Hulâsa

Şemâil kitaplarında Allah Resûlü bütün yönleriyle anlatılır. Fizikî yönüyle O nasıl mükemmel bir insandır, ruh ve karakter yönüyle de öyle mükemmeldir. Bunlardan Hz. Ali’ye dayanan bir sözde, Allah Resûlü bize şöyle anlatılır:

كَانَ رَسُولُ اللّٰهِ أَجْوَدَ النَّاسِ كَفًّا، وَأَشْرَحَهُمْ صَدْرًا، وَأَصْدَقَ النَّاسِ لَهْجَةً، وَأَلْيَنَهُمْ عَرِيكَةً وَأَكْرَمَهُمْ عِشْرَةً. مَنْ رَاٰهُ بَدِيهَةً هَابَهُ وَمَنْ خَالَطَهُ مَعْرِفَةً أَحَبَّهُ

“Allah Resûlü, insanların en cömerdiydi.

İnsanların hilm u silmi en geniş olanı, en geniş sinelisiydi. (Dünya kadar ağır yükleri yüklenmiş ve ‘Of’ demeden kaldırıp taşımış.. akla hayale gelmedik tahammül-fersâ işleri göğüslemiş ve her türlü cefa, işkence ve mürüvvetsizliğe karşı hep mürüvvetle muamele etmişti.)

775