İçeriğe geç

Cennet, sürprizler diyarıdır. Başınızı döndürecek, bakışınızı bulandıracak, sizi mest ve sermest edip kendinizden geçirecek ve âdeta ne yaptığınızı bilemez hâle getirecek, içinde her çeşit nimetin dizildiği bir ukbâ panayırıdır Cennet. Ayrıca, binlerce sene Cennet hayatı, bir anlık cemalini seyretmeye mukabil gelmeyen Cenâb-ı Hakk’ı müşâhede de yine Cennet sürprizlerinden. Yani mü’minler Cennet’e girince orada Rabbilerini müşâhede edeceklerdir. Yoksa Cenâb-ı Hak, zaman ve mekândan münezzehtir.. o mekân Cennet ve o zaman Cennet zamanı olsa bile. Evet, salih kullara, Cemalullah’ı seyretme gibi bir sürpriz de hazırlanmıştır.

“Salih”; arızasız, kusursuz iş yapan demektir. Salihât ise, arızasız-kusursuz yapılmış işlere denir. Yapılan işlerin salihâta dahil olup olmadığı ise, ancak ilâhî kıstaslara vurularak anlaşılır. Yani, Allah’ın ölçüleri içinde, namaz nasıl kılınır, oruç nasıl tutulur, zekât nasıl verilir, cihad nasıl yapılır, iç âlem nasıl kontrol altına alınır, vicdana nasıl bakılır, ruh nasıl şahlandırılır, irade nasıl güçlendirilir, his ve duygular nasıl geliştirilir? Bütün bu “nasıllar”, ilâhî ölçü nasılsa öylece bir değere tâbi tutulur ve öylece değerlendirilir. Bu itibarla, insanın kendini Allah’ın beyanına göre ayarlaması, akort etmesi ve Cenâb-ı Hakk’ın hoşuna gidebilecek şekilde sesler çıkarmaya çalışması salihât adına ilk adım sayılır.

Evet, bir sâzende, çalma faslına geçmeden evvel sazını akort ettiği gibi, siz de, nezd-i ulûhiyette hoşa gidecek, hora geçecek bir ses çıkarmak istiyorsanız mutlaka kendinizi Kur’ân’a göre ayarlamalı ve akord etmelisiniz. Ta sesiniz ötelerde hüsnü kabul görsün. Yoksa yüzünüze bakılmaz! Cenâb-ı Hak, Semî ve Basîr’dir. Her şeyi görür, her sesi duyar. Ancak, eğer sesiniz o makama uygun değilse, sizi dinlemez. Dolayısıyla siz de sesinizi duyuramamış olursunuz.

333