İçeriğe geç

“Mennân” aynı zamanda cimri insandır. Hâlbuki cimrilik, insanı Allah’tan, Cennet’ten ve diğer insanlardan uzaklaştırır.. uzaklaştırır ve Cehennem’e yaklaştırır. Efendimiz bir hadislerinde cimri hakkında şöyle buyurmaktadır:

اَلْبَخِيلُ بَعِيدٌ مِنَ اللّٰهِ بَعِيدٌ مِنَ الْجَنَّةِ بَعِيدٌ مِنَ النَّاسِ قَرِيبٌ مِنَ النَّارِ

“Cimri, Allah’tan uzaktır.. Cennet’ten uzaktır.. insanlardan uzaktır. Cehennem’e yakındır.”322

Fiil Cinsinden Ceza

Hadiste, belâgat kaideleri açısından; “leff ü neşr-i mürettep” vardır. Yani, وَلَا يَنْظُرُ إلَيْهِمْ ibaresi, “mennân”a bakmaktadır. Zira ikisi de ortadadır. Birinci ve sonuncu ifadeler de yine birbirlerine bakarlar. Durum böyle olunca, bu hadisten şöyle bir nükte anlamak da mümkündür: Nasıl ki, mennân, dünyada iken, insanlara rahmet nazarıyla bakmamış, onlarla ilgilenmemiş, bazen verdiğini de başa kakmakla iptal etmiştir; ahirette de, bu yaptıkları cinsinden bir ceza ile karşılaşacak ve Cenâb-ı Hak da ona aynı şekilde muamele edecektir.

Kibir ve gururla yürüyen, eteklerini sürüyen, başkalarıyla konuşmaya tenezzül etmeyen insanlar da, ahirette kendileriyle Cenâb-ı Hakk’ın konuşmayacağını bilmelidirler. Bilmeli ve o cezaya götüren yollarda yürümemelidirler.

Normal zamanda bile yemin etmek doğru değilken, yalan yere ve sırf dünyevî menfaat temini gibi hasis bir duyguya kapılarak yemin etmek ve böylece malına revaç kazandırıp onu satmaya çalışmak, bu da insanı yine karanlık akıbete doğru sürükleyen üçüncü tablodur ki وَلَا يُزَكِّيهِمْ tehdidi de bu hususa bakmaktadır.

Üçüncü zümre وَالْمُنَفِّقُ سِلْعَتَهُ بِالْحَلِفِ الْكَاذِبِ ifadesiyle anlatılmaktadır.

Yukarıda da işaret ettiğimiz gibi bunlar, ticarette yalan söyleyerek kâr etmeyi hesaplamış, yalan yeminlerle halkı kandıracağına inanmış insanlardır. Evet, azaba müstehak olan üçüncü zümre de işte bunlardır.

313