İçeriğe geç

Günümüzde bazıları bütün bunları görmezlikten gelerek, sadece gelip gelip dinî taassuba takılmakta, hatta daha da ileri giderek salâbet-i diniyeyi yobazlık saymakta, dindar olmayı ayıp gibi göstermeye çalışmakta ve bütün inananları potansiyel suçlu gibi göstermektedirler. Vâkıa geçmişte bir kısım garplı mütegallipler, diyanet ve kendi kutsallarını koruma adına bütün bir İslâm dünyasını işgal ile akla-hayale gelmedik her türlü mezâlimi irtikâp etmişlerdi –bazıları şu anda hâlâ ediyor– ve bunlar o işi yapanların gafletinden, dalâletinden ve hazımsızlığından kaynaklanıyordu. Bu mesâvîyi kat’iyen din emretmiyordu; onlar dini, heva ve heveslerine alet ediyorlardı. Nitekim mecbur kaldıklarında kalkıp özür diliyor, ardından yeni bir asabiyetle, ihtimal mazeretlerinin kabulünü bile beklemeden, daha ciddî ve daha zalimce farklı bir işgal ve istilaya koyuluyorlardı. Sürekli günah-tevbe arası gelgitler yaşayan yamuk iradeliler gibi hemen her zaman yaladıkları tükürüğün yerine bir sümkürük atıp öyle geçiyorlardı.. evet bütün bunlar oldu, şu anda da oluyor, bundan sonra da büyük bir ihtimalle olmaya devam edecek… Ancak bazı diyanet mensuplarının bu tür tutarsızlıklarını veya Müslüman görünen bir kısım kimseler arasında afyonlanmış bazı densizlerin münasebetsiz davranışlarını bahane ederek İslâm dinini bir mesâvî kaynağı gibi göstermenin bir haksızlık, bir iftira ve bir din düşmanlığı olduğunda da şüphe yok.

294