İçeriğe geç

Taassubun kendisi büyük bir musibet olduğu gibi, batıcılık ve modernite adına onu ehl-i imanı karalama hesabına kullananlar da sürekli taassup dellâllığı yapmak suretiyle insanlığın başına hep bela olagelmişlerdir. Yerinde bir cemaat taassubu, yerinde ırkî bir asabiyet veya herhangi bir diyaneti algılama mülâhazası ya da tekvînî masûniyeti varmış gibi davranan bazı birimlerin sergilediği taassup da aynı ölçüde zararlı olmuştur. Bu meş’um anlayışla adalet baltalanmış, hak çiğnenmiş, vicdanlar baskı altına alınmış; en cins dimağların, en velûd karîhaların düşünce ve hareket alanları fevkalâde daraltılmış ve bu önemli insanların insanlığa yararlı olmalarının önü kesilmiştir.

İşte bu şekildeki benlik duygularının her yerde bir davul sesi vermeye başladığı, taassubun azgınlaşıp farklılıklara karşı bir isyan ahlâkına dönüştüğü, kuvveti elinde bulunduranların sık sık tagallübe, tahakküme başvurduğu ve hukuk adına hakların çiğnendiği bir ortamda huzurdan söz etmek mümkün olmasa gerek.

293