2. İyi, güzel ve yararlı olduğu Şer’-i Şerif’in açmasıyla kavranabilen itibarî ve izafî adalet ki, kısas, diyet ve diğer cürümlere, cinayetlere terettüp eden cezalar ve onların miktarları gibi hususlar da bu kısmın misallerindendir. Bu kabil cürüm ve cezalar arasında adalet nisbetini kavramanın bir mizanı olmadığı gibi, böyle bir konuda mantık ve muhâkemeye dayanarak isabetli bir karara varmak da mümkün değildir. Bazı hikmet ve maslahatlar nazara alınarak doğruya yakın bir şey ortaya konsa da, yüzde yüz isabet edildiği kat’iyen söylenemez. Bir başka zaviyeden adalet-i izâfiye, adalet-i mutlakanın hilafına olarak, umumun hukuk ve selâmetinin söz konusu olduğu yerde bazı fertlerin haklarına riayet edilmeyeceği şeklinde yorumlanmıştır ki, bu da İslâm Tarihi’nde çokça başvurulagelen bir konu olarak bilinmektedir.
İslâm dini, gelmiş geçmiş edyân-ı semâviye arasında ferdî ve içtimâî adaleti en belirgin şekilde ortaya koyan ve bir saat adaletle hükmetmeyi altmış sene ibadete denk tutan, hatta ondan daha hayırlı sayan bir dindir. Kur’ân-ı Kerim ve Sünnet-i Sahîha’da adaleti emreden pek çok âyât ve ehâdîs-i şerife göstermek mümkündür:
“Allah, size âdil olmayı, (insanlara) ihsanda bulunmayı ve akrabaya bir şeyler vermeyi emreder.”3
“Allah emanetleri ehline tevdî etmenizi ve insanlar arasında hükmettiğinizde adaletle hükmetmenizi ister.”4
“Ey iman edenler! Hak’tan yana olun ve her işinizde adaleti gerçekleştirmeye çalışın.. her zaman adaletin şahitleri ve temsilcileri olmaya bakın.. herhangi bir zümreye karşı içinizde hissettiğiniz kin ve nefret sizi adaletsizliğe sürüklemesin; âdil davranın ki, takvaya en yakın davranış da budur.”5 ve
“Bana, sizin aranızda adaletle hükmetmem emrolundu.”6 türünden pek çok âyet-i kerime adaleti emrettiği gibi;
Dipnotlar
- 3 Nahl sûresi, 16/90.
- 4 Nisâ sûresi, 4/58.
- 5 Mâide sûresi, 5/8.
- 6 Şûrâ sûresi, 42/15.