İçeriğe geç

Kendilerine, başkalarının üstünde hususî değer verip kendilerini müstesna gören kimselerin, er-geç maddî mânevî ücrete kendilerini kaptırırak başkalarıyla rekabete girmeleri kaçınılmazdır. Bazen de bu durum, o şahıs tarafından sezilemez de o, kendisini çok mütevazi zanneder. Evet, insan bazen kendini sezemeyebilir, tanımayabilir. “Ben kalbimden geçenleri bilemiyorum. Kim bilir, belki mütevazi görünümüm kibir; nazikliğim, centilmenliğim de birer aldatmacadır.” şeklinde düşünmeli ve “Bilemediğim için bu mevzuda örnek olabilecek bir şey söyleme cesaretinde değilim.” demelidir/demeliyiz. Ancak şurası da muhakkak ki, kendinde bir şey olan insan hep yüzü yerde ve iki büklüm olur, büyüklüğü nispetinde küçük görünür; boyunun uzunluğu nispetinde iki büklüm gezer; bunun aksine o, boşluğu nispetinde havalarda olur ve hiçliği nispetinde de daima büyük görünür. Hiçbir değer ve kıymeti olmaması nispetinde havalarda uçar.

Rabbim bizleri hizmette önde, ücrette geri olan mütevazi kullarından eylesin!

[1] Bkz.: Bediüzzaman, Sözler s.519 (Yirmi Altıncı Söz, Zeyl); M. F. Gülen, Çağ ve Nesil s. 156 (Kahraman); Ölçü veya Yoldaki Işıklar s. 212. [2] Muhammed sûresi, 47/20 [3] Nesâî, cenâiz 61; Abdurrezzak, el-Musannef 7/271; et-Taberânî, el-Mu’cemü’l-kebîr 2/271. [4] Ahmed İbn Hanbel, el-Müsned 4/197.

268