Allah Resûlü (aleyhi elfü elfi salâtin ve selâm), mü’minlerin birbirleri karşısındaki durumlarını, tuğlaları birbirine kenetlenmiş sağlam bir binaya benzetmiştir ki,123 böyle bir toplumun vücut bulmasında, baştaki âyet-i kerimede yer alan anne baba hakkının gözetilmesi, akrabalık bağlarının güçlendirilmesi, düşkünlere sahip çıkılması ve komşuluk hukukuna riayet edilmesi gibi hususlar önem arz etmektedir. Modern hayat içerisinde komşuluk ilişkileri ciddi tahribata uğradığından dolayı bu mevzuda ilişkileri iyileştirme adına yapılan teşebbüsler belki başlangıçta karşılık görmeyebilir. Ancak mücerret bir gönül alma dahi olsa azim ve sebatla sürdürülen iyi davranışlar bir müddet sonra insanlar arasındaki buz dağlarını eriterek gönüllerde bir alâka uyaracak ve bu alâka zamanla öyle güçlü bir irtibata dönüşecektir ki, toplum fertleri arasında kopması çok zor, sağlam zincirler oluşacaktır. Böylece fertler karşılıksız, beklentisiz bir şekilde birbirine destek olacak, birisi düştüğünde diğeri onun elinden tutacak, âdeta birbirlerine iyilik yapma yarışına gireceklerdir. Zaten, birbiriyle vuruşmayan, boğuşmayan, yaka-paça olmayan ideal bir toplum da ancak bu türlü fertlerden teşekkül eder.
Ayrıca Hazreti Pîr’in ifadesiyle, eczası ve molekülleri günahlardan mürekkep bir toplumun sıhhatli bir toplum olması mümkün değildir.124 Öyleyse sıhhatli bir toplum olabilmek için fertlerin günahlardan korunma ve hatalardan uzaklaşma adına birbirlerine yardımcı ve destekçi olmaları çok önemli bir vazifedir. Nitekim Cenâb-ı Hak, mü’minlerin birbirlerine karşı sorumluluklarını anlatma sadedinde onlara şöyle emir buyurmuştur: