Maalesef günümüzde komşuluk ilişkilerinde ciddi bir kopukluk yaşadığımız ve kendi değerlerimiz açısından dağınıklığa düştüğümüz inkâr edilemez bir gerçektir. Öyle ki Müslüman coğrafyasında bile kutu gibi apartman dairelerinde kendi âlemini yaşayan toplumlar bulunmaktadır. Komşular ancak bir gürültü-patırtı olduğunda, kendi rahatsızlığını bildirmek ve uyarıda bulunmak için birbirinin kapısını çalmaktadır. Bundan dolayı elden geldiğince bütün imkânları değerlendirerek kronik hâle gelmiş bu problemin giderilmesi adına gayret sarf edilmelidir. Fakat unutulmamalıdır ki, insanların oturmuş olan anlayış ve telakkilerinin değiştirilmesi, sırttaki bir elbisenin çıkartılıp bir kenara atılması gibi çarçabuk gerçekleşecek kolay ve basit bir hâdise değildir.
Bu itibarla, ısrarla bu mevzuun üzerinde durulmalı ve yılmadan gayret gösterilmelidir. Bazen bir aşure gününü değerlendirerek elinize bir tas aşure alır yukarı daireye çıkarsınız, bazen bir vilâdet günü vesilesiyle komşunuzla irtibata geçersiniz, bazen de onlar için önemli kabul edilen bir günü değerlendirirsiniz. Unutulmamalıdır ki, insan kerim bir varlık olarak yaratılmıştır ve o, iyiliğin kölesidir. Dolayısıyla yapılan iyilikler er geç mutlaka bir gün tesirini gösterecektir. Onlar belki sizi uzun süre test edecek ama neticede sizin herhangi bir çıkar peşinde olmadığınızı gördükten sonra kapılarını yavaş yavaş size aralayacak ve böylece gelip gitmeler başlayacaktır.