İçeriğe geç

Kendisine hususi ruhsat verilen Hazreti Sâlim’e, bir de dirâyet ve kiyâset itibarıyla bakarsanız, bu meseledeki bir kısım hikmet-i ilâhiyeyi daha berrak görürsünüz. Annesiz-babasız bir çocukken çok iyi bir eve düşmüştür. O evde kendisine pek güzel bakılmış, bütün ihtiyaçları görülmüş; sevgi ve şefkatle yetiştirilmiştir. Öyle ki, Hazreti Sâlim, Kur’ân’ı çok iyi bilen ve en güzel okuyanlardan biri olmuş; Peygamber Efendimiz “Kur’ân-ı Kerim’i şu dört kişiden öğreniniz.”8 diyerek övdüğü güzîde insanlar arasında onu da saymıştır. Hicret’te Hazreti Ömer gibi ileri gelen sahabilerin de aralarında bulunduğu Muhacirlere imam olmuştur. Dahası, Hazreti Ömer sinesinden yediği bir hançerle son dakikalarını yaşarken, Hazreti Osman, Hazreti Ali, Abdurrahman İbn Avf, Sa’d İbn Ebî Vakkas, Hazreti Talha ve Hazreti Zübeyir efendilerimizi halife seçmek üzere tayin etmiş ve sonra da “Ebû Huzeyfe’nin mevlâsı Sâlim sağ olsaydı onu seçerdim. Ötede bana niçin onu seçtiğim sorulursa, Resûl-i Ekrem’in onun hakkında, ‘Sâlim, Allah’ı en çok seven kimsedir’ dediğini duydum diye cevap verirdim.”9 demişti. İşte, Hazreti Sâlim gibi sağlam karakter sahibi bir insan, Ebû Huzeyfe’ninki gibi sıcak bir yuva bulunca bu denli yücelebilmişti.

Mevâlî

Bu örnekler, İslâm literatürüne “mevâli” tabirinin girmesine vesile olmuştu. Bu ifade, sonradan hürriyetlerine kavuşan ve samimi mü’minlerin yanında tam bir evlât gibi yetiştirilen insanların unvanıydı. Meselâ; İmam Mâlik Hazretleri’ni yetiştiren İmam Nâfi mevâlidendi. Abdullah İbn Ömer’in cariyesi Mercâne’nin oğluydu. Abdullah İbn Ömer, Nâfi’yi bağrına basar, onunla özel olarak ilgilenirdi. Bu sayede, Nâfi Hazretleri ilmin zirvelerine çıkmıştı ve kendisi de pek çok seçkin talebe yetiştirmişti.

330