Mevzu ile alâkalı gördüğüm için Gandi’nin başından geçen bir hâdiseyi hatırlatarak sözlerime devam edeceğim: Onu çok derin bir insan olarak tanıdım. Hayatını okuduğum zaman, o derinliğini ömrünün her karesine yansıttığını ve bazı tavırları, bir kısım davranışları itibarıyla tam bir muvahhid gibi yaşadığını gördüm. Nakledildiğine göre; Müslümanlar ile Hindular arasındaki çatışmaların kızıştığı günlerde, Hindu çocuklardan biri de hayatını kaybeder. Çocuğun babası, Müslümanlardan bir çocuk öldürerek intikam almak için yemin eder. Bunu haber alan Gandi, adamı çağırır ve ona niçin masum bir çocuğu öldürmek istediğini sorar. Hindu adam, “Onlar benim yavrumu öldürdüler, ben de onlardan bir çocuk öldürerek öcümü alacağım!” der. Gandi’nin mukabelesi düşündürücüdür; der ki, “Birini öldürmen, senin ölmüş çocuğunu geri getirebilir mi? İlle de çocuğunun yerini doldurmak istiyorsan, onlardan bir çocuğu evlâtlık edin, onu kendi öz oğlun gibi bağrına bas ve güzelce yetiştir.”
Sağlam Karakter Sıcak Yuvayı Bulunca…
Aslında, İslâm Tarihi, bu konuda başka misaller aramaya ihtiyaç bırakmayacak kadar güzel örneklerle doludur. En başta, Allah Resûlü (aleyhissalâtü vesselâm) Zeyd İbn Hârise’yi evlât edinmiş; onu saadet hanesinin bir ferdi olarak kabul etmişti. Öyle ki, bu konuda âyet5 ineceği ana kadar herkes onu “Muhammed’in oğlu Zeyd” diye çağırır olmuştu. Peygamber Efendimiz, Hazreti Zeyd’in oğlu Üsame’yi de torunları Hazreti Hasan ve Hazreti Hüseyin’den ayırmazdı (Allah hepsinden razı olsun). Hem Hazreti Zeyd hem de Hazreti Üsame peygamber ocağının terbiyesiyle büyümüş ve kendi dönemlerindeki İslâm ordusunun kumandanlığına kadar yükselmişlerdi.
Dipnotlar
- 5 Bkz.: Ahzâb sûresi, 33/4-5.