İçeriğe geç

Başkalarına “diyet ödeme” durumunda olmak çok büyük bir zillettir. Bazıları karşısında bağımsızlığınızı kaybettiğiniz zaman, ne kadar insanın esareti altına girmişseniz, ayakta kalabilmek için o kadar çok diyet ödemek mecburiyetinde kalırsınız. Fakat sizi esir edenlerden her birinin istekleri de farklı farklı olur. O bir şey ister, diğeri başka bir şey diler, öbürü de daha başka bir şey talep eder. Her birinin isteğini yerine getirmek zorunda olunca, talebine müspet cevap vermek istediğiniz kimselerin dileklerini bile yerine getiremezsiniz; farklı farklı isteklerle başa çıkamazsınız. Bir yönüyle, Türkiye’nin hâl-i hazırdaki durumu da böyledir. Avrupa Birliği’nin, Orta Asya’nın, Orta Doğu’nun ve bazı güçlü devletlerin değişik değişik talepleri vardır ve bazen bu talepler de birbirine terstir. Siz kendi kendinize ayakta duramıyor ve bazı plânların, projelerin bir parçası olmaya zorlanıyorsanız; değişik stratejilerde birinci dereceden söz sahibi olamıyor ve onlar plânlanırken siz de düşüncenizi açıkça ortaya koyamıyorsanız, tam bağımsız değilsiniz demektir. Bu durum, sizin belli kayıtlarla mukayyet olduğunuzun ve ortada bir ortaklığın bile bulunmadığının delilidir. Böyle olunca, hiçbir tarafı tatmin edemez, hiç kimseye yetemez ve dolayısıyla da esaretten kurtulamazsınız.

Bağımsız Bir Hareket

Bu zaviyeden, “Gönüllüler Hareketi” olarak zikredilen diyalog ve eğitim faaliyetlerinin de bağımsız olması çok önemlidir. Bu hareketle alâkalı akademik çalışma yapan sosyologlar ve siyasal bilimciler de her fırsatta bu bağımsızlığa değinmekte ve “Bu teşebbüs, hiçbir dış güce dayanmayan bağımsız bir sivil toplum faaliyetidir” demektedirler.

103