Zannediyorum, bu millet içinde de “infak tiryakisi” pek çok insan vardır. Öyle ki, Allah’ın lütfettiği malı mülkü gelecek nesillerin en iyi şekilde yetişmesi için değerlendirmeye alışmış ve senelerden beri bu istikamette hep vermiş bu insanlar, eğer bir sene infak edecek bir şey bulamasalar, geceler boyunca uykusuz kalırlar. Onlardan birine, “Bu sene işlerin iyi görünmüyor; senin burs verip okutacağın öğrencilere biz bakalım.” dense, bu sözden alınır, belki gönül koyar ve “Allah, Kerim’dir; ben şu kadar taahhüt edeyim de, O vermezse sonra düşünelim.” der. İşte, bu hâlis niyet, temiz düşünce ve saf duygu sadece bir kesime ait değildir; bu mesele millete mâl olmuştur. Bu yönüyle de, tamamen kendi milletinizin civanmertliğine dayanan faaliyetlerde hürriyetinize dokunan ve bağımsızlığınızı zedeleyen bir husus söz konusu değildir. Çünkü, millet yapıp ettiklerine karşılık kimseden bir şey beklemiyor; herkes gözünü Ulu Dergâh’a dikmiş, oradan gelecek ihsanları intizar ediyor. Bu fedakâr ruhlar, fâni varlıklardan mükâfat bekleyip, alacaklarını beşerî bir darlığa mahkûm etmek istemiyorlar; Allah’ın engin rahmetine ve nâmütenâhî cömertliğine teveccüh edip; Cevvâd u Kerim’in sağanak sağanak başlarından aşağıya dökeceği lütufları gözlüyorlar. Dolayısıyla, Allah için gelip gidiyor, Allah için infak ediyor ve işledikleri her şeyi Allah için işliyorlar.
Ömür Boyu Diyet Ödememek İçin…