İçeriğe geç

Burada unutulmaması gereken bir husus daha vardır: Bir Yaratıcının, halkeden bir gücün mevcudiyetine inanma başkadır, Zât-ı Ulûhiyet’i هُوَ lafzının delâleti ölçüsünde مِنْ حَيْثُ هُوَ هُوَ deyip tanıma daha başkadır. Biz O’nu, Rahman, Rahîm, Ehad… gibi isimleriyle; hayat, ilim, irade… gibi sıfatlarıyla tanımaya çalışsak da, yine de O’nu tam bildiğimizi iddia edemeyiz ve اَلْعَجْزُ عَنِ الْإِدْرَاكِ إِدْرَاكٌ“İnsanın, O’nu idrak etmekten aciz olduğunu anlaması idraktir.” mülâhazasına sığınırız. Böyle bir idrak de yine Cenâb-ı Hakk’ın hidayetine bağlıdır.

222