İçeriğe geç

Bence insan, hem başkalarının hissiyatına saygının gereği, hem kendi seviyesini deşifre etmeme ve zaaflarını ortaya koymama adına kendisine saygının gereği ve hem de mânânın ve mefhumun hatırına söze saygının gereği olarak sükûtîliği tercih etmelidir. Evet, sürekli sen konuşursan bildiğin şeyleri tekrar edip durmuş olursun. Fakat dinlemesini de bilirsen, başkalarından da öğreneceğin çok şey olduğunu görür ve öğrenirsin. Böylece kendini yenileme imkânı bulduğun gibi, başkalarına duygu ve düşüncelerini açıklama fırsatı vererek onlardan da istifade edersin. Yoksa, senin de bazı kelamzedelerin durumuna düşmen kaçınılmazdır. Hani, bazı söz ve beyan özürlü aciz insanlar vardır; fikir ve düşünceleri sağlam bir esasa dayanmadığından konuşurken sürekli boşluklara düşerler ve o boşlukları gülmeyle, mimiklerle ve şaklabanlıkla kapatmaya çalışırlar.

Meselâ; İngilizce konuşurken birkaç kelimeyi hatırlayamaz, bir düşünceyi net ifade edemez ve bir anlık tereddüt yaşarlar, bir çeşit boşluğa takılırlar; takılır ve o boşluğu doldurmak için de hemen gülmeye, kahkahaya ve şaklabanlığa sarılırlar. Oysa, bir mü’min olarak sen her hâlinde vakar ve ciddiyetin temsilcisi olmalısın. Tavır, hâl ve davranışların da en az sözlerin kadar mânâlı olmalı ve çok şey ifade etmeli. Öyleyse, sen bildiğin kadarını doğru dürüst seslendir, mutlaka gerekli olanları söyle. Sonra da vakar ve ciddiyetle otur dinle, konuşulanlardan istifade et. Yırtılma, açılıp saçılma, kendine karşı saygını koru, başkalarına karşı da hürmette kusur etme. Hem unutma, söylediğin her kelime muhafaza ediliyor. Sağında ve solunda yerleşmiş iki kayıtçı, ağzından çıkan her sözü, söylediğin her cümleyi ve yapıp ettiklerini kaydediyor. Büyük buluşmada onların hesabını vereceğini düşün ve dil afetlerinden kendini koru.

62