İçeriğe geç

Aynı zamanda O (sallallâhu aleyhi ve sellem), وَيُعَلِّمُهُمُ الْكِتَابَ وَالْحِكْمَةَ size Kitap ve hikmeti öğretiyor. Evvelen ve bizzat Kur’ân-ı Mu’cizu’l-Beyan’ı size talim ediyor. Âyât-ı beyyinât, tekvinî emirlerin kavl-i şârihi, burhân-ı vâzıhı ve tefsir-i kâtı’ıdır. İşte Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) sürekli onları tekrar etmek suretiyle –Hazreti Pîr’in yaklaşımıyla– ülfet ve ünsiyet perdelerini paramparça edip dağıtıyor.116 Eşya ve hâdiselere, arka planları, metafizik yanları ve ruhî derinlikleri itibarıyla baktırıyor. Aynı zamanda O (sallallâhu aleyhi ve sellem), size hikmeti öğretiyor.

Hikmetin, değişik mânâları vardır. Bir yönüyle o, eşyanın bâtınına ve arka planına muttali olma demektir. Diğer yandan hikmet, Cenâb-ı Hakk’ın kâinat ve insanı yaratmasındaki maslahat ve maksatlara vâkıf olma ve kâinattaki her şeyin yerli yerinde olduğunu ve onda abes denilebilecek hiçbir şeyin bulunmadığını görmedir. Hikmetin mânâlarından bir diğeri de Sâdık u Masdûk Efendimiz’in (sallallâhu aleyhi ve sellem) sünnet-i seniyyeleridir. Zira akıllara “evet” dedirtecek ve akılları dize getirecek hikmetlerle dolu olan Kur’ân-ı Kerim’deki117 –ister şahsî hayatımız, ister içtimaî hayatımız, isterse ukba hayatımız itibarıyla– bütün icmâlî mevzular Sünnet’le tafsile ulaştırılmıştır. Fazilet Güneşi Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) âyât-ı beyyinatın, icmalini tafsil, mutlakını takyid ve âmmını da tahsis ederek onda kapalı bir yan bırakmadığından dolayı bazıları bu âyetteki Kitab’ı, Kur’ân, hikmeti de Sünnet olarak açıklamışlardır.118

142