İçeriğe geç

Bu açıdan İki Cihan Serveri, sadece Habibullah yani Mahbubullah değil, O (aleyhissalâtü vesselâm) aynı zamanda mahbubu’l-ibâddır. İnsanlar farkına vararak veya varmayarak kalben O’na karşı ciddî bir aşk u alâka duymaktadırlar. Hatta insî ve cinnî şeytanların ortaya attıkları nâsezâ, nâbecâ sözler dolayısıyla insanın zihin ve kalbinde oluşabilecek muhtemel tahribat bile, O’na olan sevgi selinin önüne geçememekte, inanan gönüller bütün bu söylenenlere aldırmaksızın içlerinde O’na karşı ciddî alâka duymaktadırlar. Zira Ferîd-i Kevn ü Zaman, iman ve amel-i salihi kâmil ve kusursuz mânâda ortaya koymuş, tam bir ihsan kahramanı olarak bütün hayatını ihsan ufkunda yaşamış; Cenâb-ı Hak da, yerde ve gökte O’nun için tam bir vüdd vaz’ etmiştir. Yeryüzünde bu saltanata denk ikinci bir saltanat yoktur. İşte bilmemiz gerekir ki, bu hâl ve keyfiyet, Cenâb-ı Hakk’ın hususî teyidi sayesindedir.

İlâhî teyitten mahrum insanların kurdukları saltanatlar ise onlarla beraber yıkılır gider. Nitekim Sezarların, Napolyonların, Hitlerin… saltanatları kendileriyle beraber yıkılıp gitmiştir. İslâm dünyası içinde ortaya çıkan münafıkların saltanatları da, belli bir süre devam etse de, neticede bunlar da bir mum gibi sönüp gitmiştir. Ancak Fahr-i Kâinat’ın (aleyhi elfü elfi salâtin ve selâm) nurudur ki, asırlardır halâ, bir projektör gibi ışık saçıp etrafını aydınlatmaktadır ve aydınlatmaya da devam edecektir. Evet, O’na karşı duyulan alâkayı, Allah’ın izni ve inayetiyle hiçbir muhalif rüzgâr söndüremeyecektir.

Hayatın Her Sahasında Rehber-i Ekmel

139