İçeriğe geç
13. Bölüm

Hayatın Gayesi

Soru: Hakk’ın rızasını elde edebilme istikametinde yapılan bir hizmeti hayatın gayesi olarak görebilmek için neler tavsiye edersiniz?

Cevap: İnsanın, yaptığı işi, hayatının gayesi ölçüsünde benimsemesi, öncelikle o işin zatî değerini, önem ve kıymetini bilmesiyle mümkündür. Mesela bir insan, iman mevzuuna, “ebedî hayatın kurtuluşu için çok önemli, olmazsa olmaz bir mesele” şeklinde bakıyorsa, o, hayatını bu gaye-i hayale bağlı götürecek, buna göre örgüleyecektir.

Cenâb-ı Hak, Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) için –meâlen– “Ey Resûl! Rabbinden Sana indirileni tebliğ et. Eğer bunu yapmazsan, O’nun elçiliğini yapmamış olursun.”97 buyuruyor. Resûl-i Ekrem Efendimiz’e yapılan bu ikaz elbette ümmet-i Muhammed için de geçerlidir. Yani nasıl ki, Nebi (aleyhisselâm) kendisine yüklenen vazifeden kaçamıyorsa, siz de size tevdi edilen emanetten kaçamazsınız.

Mukaddes Hüsnüzan

Allah (celle celâluhu) emanetini, emanette emin emanetçilere tevdi ettiğine göre, aynı zamanda burada bir hüsnüzan olduğunu görmezlikten gelmemek gerekir. Evet, bir insanın başka birisine hüsnüzan etmesi gibi, Zât-ı Ulûhiyet’in de, insanlara öyle bir mübeccel, münezzeh ve mukaddes bir hüsnüzannı vardır. Yani Allah (celle celâluhu) bizi emanette emin bilmiş ve bu emaneti bizlere tevdi etmiştir. O hâlde hiç kimse, “Benim bu işe liyakatim yok.” diyerek vazifeden kaçamaz. Yoksa ne deriz Allah huzuruna vardığımızda? Ötede bize denmez mi, “Size itimat edilip bir vazife verildi, adam gibi doğru dürüst bir şekilde bu işi götüreceğiniz beklendi. Fakat siz bu işi yarı yolda bırakıp –Erzurumluların tabiriyle– boncukladınız.” İşte inanan bir gönül, öte dünyada kendisine bu tür soruların tevcih edilebileceğini hesaba katmalı ve ona göre vazifeye sahip çıkmalıdır.

120