Evet, bu meseleyi benimseme ve hayatın gayesi hâline getirme çok önemlidir. Öyle ki insan yatarken, kalkarken, “Vazifem olmazsa, benim varlığımın da bir anlamı yok. Ben bu işi yapamıyorsam, dünyada durmamın ne mânâsı olabilir ki!” demelidir. Hele bunu beş-on sene tekrar edin. Hatta gelecekte, bağlayıcı olması açısından, bu ahdinizi evinizdeki eşinize ve çocuklarınıza ifade edin. Onlara otuz defa kırk defa, “Eğer ben bu vazifeyi yapamayacaksam Allah emanetini alsın!” deyin. Eğer siz bir gün ordu bozanlık yapacak olursanız, evden yükselen bir ses, “Yahu sen bir zaman şöyle şöyle demiyor muydun?” diyecek ve size verdiğiniz sözü hatırlatacaktır. Böylece siz bu ahdinizle elinizi, kolunuzu bağlamış ve aynı zamanda tek başınıza ayakta duramayacağınız, tek başınıza yürüyemeyeceğiniz bir yolda, başkalarının da destek ve enerjilerini arkanıza almış olacaksınız. Zira söylediğiniz şeylerden dönme sizin için bir ar ve ayıp olacak ve en azından bir vicdan meselesiyle yola devam edeceksiniz.
Bu açıdan her mü’min Allah’ı anlatma sevdirme adına kendini alternatif elli kementle yüce bir mefkûreye bağlamalı ve hayatını noktalayacağı ana kadar bütün gücüyle bu işin içinde olmaya çalışmalıdır.
Kadrim Bilinmedi Deyip Darılma!