İçeriğe geç

Âyetin devamında, يَتْلُو عَلَيْهِمْ اٰيَاتِهِ buyrularak, Allah Resûlü’nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) mü’minlere Allah’ın ayetlerini tilâvet ettiği ifade ediliyor. Burada “kıraat”, “arz” veya “takdim” kelimelerinin kullanılmayıp, meselenin tilâvet kelimesiyle ifade edilmesi önemlidir. Tilâvetin mânâsı, peşi peşine ve sürekli okuma demektir. Hele bir de kelimenin muzari fiil kalıbıyla gelerek يَتْلُو şeklinde ifade edilmesi, sürekliliği vurgulama adına daha bir dikkat çekicidir. Zira Arapçada muzari fiil kalıbı geniş zamana delâlet eder. Buna göre meseleyi O’nun (sallallâhu aleyhi ve sellem) hayat-ı seniyyesi itibarıyla ele alacak olursanız şöyle bir mânâ anlaşılabilir: O, ülfet ve ünsiyete düşmemeniz ve bıkkınlık yaşamamanız için, Kur’ân-ı Kerim’deki tasrif üslûbuyla size sürekli âyât-ı ilâhiyeyi okuyor. Sizin diri ve canlı kalmanız için meseleleri her seferinde farklı şekillerde bir kere daha, bir kere daha, bir kere daha ifade ediyor. Aynı zamanda buradan şöyle bir mânâ da anlaşılabilir: İki Cihan Serveri Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) Allah’ın âyetlerini, kendi hayat-ı seniyyelerinde tilâvet buyurduğu gibi, ruhunun ufkuna yürüdükten sonra da tilâvet etmeye devam edecektir. Dolayısıyla burada aynı zamanda Kur’ân-ı Kerim’in mahfuziyetine de bir işaret olduğu söylenebilir.

Bu hususu baştaki minnetle irtibatlandırabilirsiniz. Allah size bu şekilde sürekli tilâvette bulunacak bir peygamber göndermekle minnet ediyor. Bu da yetmiyor, وَيُزَكِّيهِمْ aynı zamanda sizi tezkiye ediyor. Sizin aklanmanız, paka çıkmanız, nefsinizi tezkiye etmemek suretiyle tezkiyeniz, kalbinizdeki tasfiyeniz, kalbin zümrüt tepelerinde rahat dolaşmanız… hep onun tezkiyesine vâbestedir. Çünkü bütün bunlar O’nun mesajı sayesinde mümkün olmaktadır.

Hikmet Ufkundan Varlığın Temaşası

141