İçeriğe geç

Soru: Âl-i İmrân Sûre-i Celilesi’nde –meâlen– “İçlerinden, kendilerine Allah’ın âyetlerini okuyan, onları tezkiye eden ve onlara Kitap ve hikmeti öğreten bir peygamber göndermekle Allah, mü’minlere büyük bir lütufta bulunmuştur.”115 buyrulmaktadır. Âyet-i kerimede, Peygamber Efendimiz’e ait zikredilen hususiyetler nasıl anlaşılmalıdır?

Cevap: Cenâb-ı Hak, âyet-i kerimenin başında; لَقَدْ مَنَّ اللّٰهُ عَلَى الْمُؤْمِنِينَ buyurarak öncelikle önemli bir ihsan ve lütfa dikkatleri çekmiştir. Şöyle ki, gökten bir melek değil, bizzat içimizden olan ve bizim gibi bir anne babadan dünyaya gelen birisinin Peygamber olarak gönderildiğinin beyan edilmesi, Cenâb-ı Hakk’ın insanlara karşı minnetinin, lütuf ve ihsanının bir ifadesidir. Zira Allah (celle celâluhu) böyle bir takdirle öyle bir lütf u keremde bulunmuştur ki, insanlara kendi içlerinden, özlerinden, onlarla aynı duygu ve aynı düşünceyi paylaşan; Hakk’a giden yolda onlara pişdarlıkta bulunan; imama ihtiyaçları olduğunda önlerine geçebilen, kumandana ihtiyaç duyduklarında en mükemmel şekilde onlara kumandanlığın nasıl olması gerektiğini gösteren, hâsılı hayatın her noktasında, ihtiyaç duydukları her anda onlara rehberlikte bulunan bir Peygamber göndermiştir. Böyle bir Peygamber’in içimizden bir insan olarak gönderilmesi bizim için ne büyük bir şereftir! Mü’minler böyle ilâhî bir nimete karşı nasıl alâkasız kalabilirler? Bu, basite irca edilecek bir nimet değildir. O hâlde bu nimetin şükrü hakkıyla eda edilmelidir.

140