İçeriğe geç

Bakış zaviyesini ayarlayamama ve neye nasıl bakacağını bilememe de küfür içinde bocalamaya sebebiyet veren önemli hususlardan bir diğeridir. Meselâ, bir insan eşyaya, maddeye, tekvinî emirlere baktığı gibi metafiziğe bakmaya kalkışırsa ciddi bir hata etmiş, dolayısıyla mânâ ve metafiziğe dair hiçbir hakikati duyamaz, göremez ve anlayamaz hâle düşmüş demektir. Zira dünyada bile değişik şeyleri tartan farklı kantarlar vardır. Meselâ demir, kömür gibi madenleri tarttığınız bir kantarla tutup altın ve gümüşü tartmazsınız. Evet, madde âleminde dahi her tartı aleti her şeyi tartamaz. Nerede kaldı ki, maddî ve fizikî ölçülerle mânâ ve metafizik ölçülüp tartılabilsin!

Değişik zamanlarda Gagarin’in Allah hakkında söylediği bir sözü size arz etmiştim. Bu şahıs, küre-i arz etrafında gerçekten bir tur attı mı atmadı mı bilemiyorum; ancak, medyaya intikal ettiği şekliyle o, küre-i arz etrafında tur attıktan sonra, “Allah’a rastlamadım!” gibi küstahça bir ifadede bulunmuştu. Üstad Necip Fazıl –makamı Cennet olsun– kendine mahsus sesiyle konferanslarında bu hususu dile getirir ve şöyle derdi: “A be ahmak! Zât-ı Ulûhiyet’in fezada bir balon hâlinde olduğunu sana kim söyledi?” İşte Gagarin’in bu hazin hâli, bir bakış inhirafıdır. Dolayısıyla böyle miyop bir bakışla, metafiziğe, metapsişiğe, Zât-ı Ulûhiyet’e, esrar-ı esmaya bakan insan hiçbir şey göremez.

Şartlanmışlık ve Ataların Dini

319