Hilm u Silm Kahramanları
Buraya kadar ifade etmeye çalıştığımız hususlar lağvın ilk mânâsıyla ilgiliydi. Lağvın ikinci mânâsıyla alâkalı ise Kasas sûresindeki şu âyet-i kerimeyi zikredebiliriz. Âyette Cenâb-ı Hak şöyle buyurmaktadır: وَإِذَا سَمِعُوااللَّغْوَ أَعْرَضُوا عَنْهُ وَقَالُوا لَنَآ أَعْمَالُنَا وَلَكُمْ أَعْمَالُكُمْ سَلَامٌ عَلَيْكُمْ لَا نَبْتَغِي الْجَاهِلِينَ“(Mü’minler) boş, mânâsız, çirkin sözleremaruz kaldıklarında (aynıyla mukabeleden uzak durup) yüzlerini çevirir ve osözleri sarf edenlere şöyle derler: “Bizim yaptıklarımız bize, sizin yaptıklarınızda size. Biz, sizin için de ancak iyilik ve selâmetdileriz. Ne var ki biz kendini bilmezleri (arkadaş edinmek) istemeyiz.”4 Âyet-i kerimede açıkça ifade edildiği üzere, mü’minler, sevimsiz, nahoş söz ve tavırlara maruz kaldıklarında hemen karşılık vermek yerine o çirkinliklere karşı kulak kapatır, göz yumar, söylenenlere aldırış etmeksizin, “Bizim işimiz bize, sizinki de size.” der, yüksek ahlâk ve seciyelerinin gereğini ortaya korlar. Sonra da; “Biz cahillerle arkadaşlık etmeyi arzulamayız!” diyerek cehalete karşı belli bir tavır içerisinde olduklarını ifade edip âlicenâbâne bir tavırla oradan geçip giderler.
Kur’ân-ı Mu’cizü’l-Beyan bu ilâhî emriyle inanan insanları muhtemel tehlikelerden korumuş olmaktadır. Şöyle ki, Müslümanlar karşı tarafın sergilediği cahilane tavırlara karşı aynıyla mukabelede bulunacak olurlarsa, hiç istemeseler de, onların dengesiz ve ölçüsüz sözleri karşısında günümüz ifadesiyle provoke olunabilecek bir zemine kayabilirler. Tahrik söz konusu olunca da onların seviyesine düşme gibi bir irtifa kaybı yaşayabilirler. Hâlbuki değişik vesilelerle ifade edildiği üzere, edep ve hürmetten mahrum nadanlar ne derlerse desinler, biz her zaman karakterimizin gereğini sergilemeli, üslûbumuzu namusumuz bilmeli ve bu mevzuda asla fedakârlıkta bulunamayacağımızı, taviz veremeyeceğimizi ortaya koymalıyız.
Dipnotlar
- 4 Kasas sûresi, 28/55.