Rabbimizle muamelenin mü’minler hakkında böylesine yumuşak ve kul hesabına planlanmış gibi gösterilmesi, ki öyledir, Rabb’e saygının gereğidir ve çok önemlidir. Her meselenin, bizim hesabımıza, bizim fayda ve çıkarımız nazar-ı itibare alınarak planlanmış, kaderî programın ona göre ayarlanmış olduğu görülmeye çalışılmalı. Bu mevzuda yanlış anlayışlar, çarpık düşünceler varsa mutlaka tashih edilmeli. Yoksa Rabbimize karşı saygıda kusur edilmiş olur. Çünkü O, anneden de, babadan da daha şefkatlidir. Burada “daha şefkatli” sözünü söylüyoruz; zira, ism-i tafdilden daha mübalağalı bir kullanım bilmiyoruz. Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) de öyle kullanmış: اَللّٰهُ أَرْحَـمُ demiş; “Allah, annenin evlâdına olan şefkatinden daha şefkatli…”27Bu, bizim kelimelerimizin darlığıdır; yoksa, O’nun kullarına olan şefkatini ifade edemeyiz. Zahiren kötü gibi görünen hastalıklar da kulun muvakkat hayatında ebedî saadeti için çok önemli sıçrama tahtalarıdır. Meselâ, baştan ayağa malûlsünüz (sakat, hasta). Canınız yanacak şekilde kolunuza bir iğne batırıyorlar, canınız yanıyor, “Of yandım!” diyorsunuz. Ama neticesinde rahatsızlığınız sona eriyor, iyileşiyorsunuz. İşte bu menfî gibi görünen şeyleri de öyle değerlendirmek lazım.
Üstad Hazretleri bazı kimselerin faziletlerini anlatıyor ve “Şöyle şöyle görüyordum; anladım ki onun bir hastalığı varmış, hastalığını ketmediyor, ona sabrediyor ve katlanıyormuş. Birinde de şöyle bir mükemmellik gördüm, meğer annesine babasına çok iyi bakıyormuş.”28 diyor.
Dipnotlar
- 27 Buhârî, edeb 18; Müslim, tevbe 22.
- 28 Bediüzzaman, Lem’alar s.11 (İkinci Lem’a, İkinci Nükte, Üçüncü Vecih).