İçeriğe geç

Şart-ı adî planında Allah insanın iradesini çok önemli görüyor ve insanın vefasına da çok değer veriyor. Onu Kendi vefası için bir sözleşme maddesi kabul ediyor, وَأَوْفُوا بِعَهْدِۤي أُوفِ بِعَهْدِكُمْ“Evvela siz sözünüzde durun, Ben de ahdimi yerine getireyim.”25 diyor. Bu, insana değer verme demektir. “Adımını sen at, ben onu karşılıksız bırakmam.” demektir. Yoksa, bunu mükellefiyete zorlama şeklinde anlamamak gerekli. Aynı şekilde şöyle buyruluyor: فَاذْكُرُونِۤي أَذْكُرْكُمْ26…فَاذْكُرُونِۤي(Beni anın…) Buna çok değişik mânâlar vermişlerdir: “Beni ibadet ü taatle anın, Ben de sizi lütuflarımla anayım. Beni, sizin üzerinizdeki nimetlerimle anın; Ben de yeni nimetler vermek suretiyle sizi yâd edeyim. Siz, Beni yeryüzünde mükellefiyetler çerçevesinde anın; Ben de sizi mele-i âlânın sakinleri arasında anayım.” Bu, insan iradesine değer vermektir. Onu, kendi icraat-ı sübhâniyesi için âdeta bir esas kabul etmektir. Bunu “Siz şu angaryanın altına girin, Ben de sizi lütuflarımla anayım.” şeklinde anlamak, hâşâ, Cenâb-ı Hakk’a karşı saygısızlık olur. Anne-babanın çocuğuna “Hadi sen şu topa bir vur, seni omzuma alacağım.” demesi gibidir, öyle anlamak lazım.

104