İçeriğe geç

Evet, içten ve dıştan mütedahil daireler hâlinde, çok korkunç düşman halkaları vardı onun etrafında. Bunların hepsinin stratejileri farklı, düşmanlıkları farklı, komploları farklıydı. Bir yerde Efendimiz’in mübarek başına taş atıyorlar, bir yerde yemeğine zehir koyuyorlar, bir başka yerde kılıçları O’nu öldürmek için biliyorlar, akla hayale gelmeyecek komplo ve suikastler hazırlıyorlardı. İşte, etrafı düşmanlar ve düşmanlıklarla çevrilmiş bir insan için asıl kaynağından bir teminat yerinde olacaktı. “O, teminata ihtiyaç duyuyordu.” demedim, bunu özellikle ve kasten söylemedim. “Böyle bir teminat zaruretti.” de demedim. Çünkü Efendimiz’in mübarek yapısı bunları aşmaya müsaitti. Allah’ın izin ve inayetiyle, Allah’a (celle celâluhu) tevekkül ve teslimiyetiyle o bütün menfîlikleri aşabilirdi. Fakat Efendimiz’e bir iltifat ve tesliye olarak “Allah seni, zarar vermek isteyenlerin şerlerinden koruyacaktır.”16 buyurulmuştu.

Ve Âyetin Müjdesi

Bu âyet müjde ediyordu ki, “Sen vazifeni yap, başkaları endişe duyabilirler, ama sen endişe etmemelisin. Allah’ın, seni koruyacağına dair vaadi var. Sana el uzatmak, kötülük yapmak isteyenlere karşı Allah bütün yolları tıkar. Sana ulaşamaz düşmanların. Sana kötülük niyetiyle gelenler düz yollarda şaşırırlar. Allah seni ins u cinnin şerlerinden koruyacaktır.” Evet, Efendimiz zaten tevekkül içindeydi. O’nun teslimiyeti tamdı. Hatta O tefvîz ufkunda dolaşıyordu. Cenâb-ı Hak sika adına O’na, “Sen esbabın bütün bütün geçersiz kaldığı yerde bile Rabbinin seni yalnız bırakmayacağı mülâhazasına sımsıkı sarıl” dedi ve O’nda sika duygusunu tetikledi. Ve “sika kahramanı” olan Allah Resûlü, bu âyetin nüzulünden sonra, daha önce geceleri çadırını bekleyen sahabe efendilerimizi dahi aramaz oldu.

94