Kabaca ve avamca bir tasnif yapacak olursak göreceğiz ki, Hocamızın konuşmalarında, pek çok mevzuda yanlış mecralara çekilen ve Kalbin Zümrüt Tepeleri’yle tekrar kendi istikametine yönelen tasavvuf yedinci perde, fıkıh usulü altıncı perde, tefsir beşinci perde, hadis dördüncü perde, siyer üçüncü perde, vaaz u nasihate müteallik beyanlar ikinci perde ve normal konuşmalar da birinci perdedir. Onu dinleyen herkes mutlaka bir şeyler öğrenir, içinden kendi nasibini alır. Fakat dinleyip anlayanlar arasında en tâli’liler, en çok zevk ve lezzet alanlar, en çok bilenlerdir. Belli bir ilmî seviyesi olan insanlar, onu dinlerken kelime, cümle ve paragraflar arasına pek çok hakikatin gizlendiğini, bazen tek bir kelimede bir kitaplık ders verildiğini görürler. Meselâ, bir hadisle alâkalı sadece “iltica buudlu haşyet” sözünü duyar; duyar da bu enfes ifadeye sığdırılan sayfalar dolusu mânâ karşısında mest olurlar. İşte sözlerimizin başında, onu gereğince anlamaktan ve anlatılan hakikatleri azamî derecede kaydedip değerlendirmekten âciz kaldığımızı itiraf ediyor; bu kitabın, Hocamızın ilim, kalb ve ruh hayatı, zühd ve takvası adına çok küçük bir ayna olduğunu belirtmek istiyoruz.