Fakat o, kader-i ilâhînin tecellîsine bin canla razıdır. Tek düşüncesi Cenâb-ı Hakk’ın rızasına ulaşmaktır. Dilinde hep şu sözler vardır: “Ey bu yerlerin Hâkimi! Senin bahtına düştüm, Sana dehalet ediyorum ve Sana hizmetkârım. Senin rızanı istiyor ve Seni arıyorum.4 (Ey bizi bu gurbete atan Allahım, bundan muradın ne ise onu vicdanlarımıza duyur!… Ve sadece duyurmakla kalma, bizi o duyguyla doyur. Bu işin hakkını vermeye, bu vazifenin gereğini yapmaya muvaffak eyle…)”
O, Cenâb-ı Hakk’ın bahsinden başka şeylerden memnun olmaz. Sadece Allah (celle celâluhu) konuşulsun ister ve şu tavsiyede bulunur: “Sözlerinizi ‘Sevgili’yle açın, ‘Sevgili’yle tatlandırın ve bir sonraki musahabeye kadar gönüllerinizi zinde tutacak ‘Sevgili’ bahsiyle tamamlayın. Önemli olan O’nu bulmaktır, başka şeyleri ve nefsimizi nazara vereceğimize ‘O…’ demektir. Niye öyle küçük şeylere takılacağız ki?… Kevn-ü mekânları evirip çeviren, kabza-i tasarrufunda tutan, tesbih taneleri gibi döndüren ‘Sonsuz Kudret’ varken, kıskançlık ve öldüren bir hırs derecesinde O’nu nazara vermek varken, niye sinek kanadı mahiyetindeki nefislerimizden bahsedeceğiz ki? Biz hep O’nu söylemeli, O’ndan bahisler açmalıyız. Mecnun’a deseniz ki; ‘Gel seninle sohbet edelim…’ Başlasanız söze; güllerden, çiçeklerden dem vursanız; o hayret içinde kalacak, ‘Bunlara ne oluyor ki, Leyla varken başka şeyden bahsediyorlar!’ diyecektir. O hâlde, biz niçin bütün gönüllerin ‘Leyla’sına karşı gafil yaşayalım? Gelin, hep onu konuşalım.”
İşte, bu kitapta bulacağınız hikmet incilerinden bazı örnekler:
“Kendi aklımla buldum, bu başarılar benden’ sözü firavunların ifadesi. ‘Estağfirullah ya Rabbi, Sen verdin, Sen ihsan ettin! Tutmasaydın, biz burada duramazdık; bakmasaydın, görülüp gözetilen olamazdık. Tut bizi Allahım, tut ki edemeyiz sensiz!…’ yakarışı imanlı gönüllerin sesi.”
Dipnotlar
- 4 Bediüzzaman, Sözler s.37 (Sekizinci Söz).