İçeriğe geç

Günümüzde çözüm bekleyen çok sayıda problem var. Zihinlerde din ve diyanet adına sürekli şüphe ve tereddüt oluşturuluyor. Bunlar da dinî alt yapısı ve donanımı yeterli olmayan, kendi kaynaklarından yeterli ölçüde beslenemeyen genç nesillerin zihinlerini bulandırıyor. Ortaya atılan sorulara ve şüphelere cevap verme konumunda bulunan insanların bile zihinleri çok karışık. Güzel çalışmalar varsa da yeterli değil. Oluşan yaralar, yapılan tahribat gerçekten çok büyük. Çok sayıda insan inandığı değerler noktasında ciddi sarsıntı yaşıyor. Toplumun idrak seviyesi çok düşük olduğu için tahrip de çok kolay oluyor.

Bediüzzaman Hazretleri yaşanan problemleri çok önceden sezen ve bunlara uygun reçeteler sunan çok büyük bir dimağdı. Ne var ki biz, onun geride bıraktığı âsâr-ı bergüzîdesini (seçkin eserlerini) hakkıyla değerlendiremedik. Bir hikmete binaen söylediği, “Aklınız almasa da ruh, kalb ve vicdanınız hissesini alır.”72 sözünü yanlış anladık. Bu söz nice zaman beynimize kement vurdu ve biz de onun mahkûmu olarak yaşadık. Dolayısıyla bu menhelü’l-azbi’l-mevruddan (tatlı su kaynağından) hakkıyla istifade edemedik. Onun derinliklerine açılamadık. Ondan yola çıkarak içinde yaşadığımız çağın hastalıklarına uygun tedaviler geliştiremedik.

Duygu ve düşüncede yeni bir inkılaba ihtiyaç var. Yeni bir düşünce tarzı, yeni bir üslup, yeni bir okuma şekli geliştirmeli, bugüne kadar bildiğimizi zannettiğimiz meseleleri yeniden ele almalıyız. Haşiye ve şerhçilikten kurtularak, kopyala-yapıştırlarla zaman kaybetmeyerek günümüze göre yeni teviller, yorumlar, açılımlar ortaya konulması gerekiyor. Bize yeni bir can ve ruh getirecek olan şey işte budur.

152