Şiddet ve hiddeti yok etme, insanlar arasında evrensel barışı temin etme bizim için önemli birer hedef olsa da bu konuda her türlü iddiadan uzak durmak gerekir. Şunu unutmamalıyız ki; her şey Allah’ın elindedir. O, neyi dilerse o olur. Allah’ın olmasını dilemediği şey de olmaz. O dilemedikten sonra siz az gider, uz gider, dere tepe düz gider fakat bir arpa boyu kadar bile yol alamazsınız. Bu, insan iradesini kabul etmeme ve sebepleri görmezden gelme demek değildir. Bilakis biz, gücümüz ve imkânlarımız dâhilinde doğru bildiğimiz yolda iradelerimizi ortaya koyar, çalışır, gayret ederiz. Fakat neticeyi yaratmanın Allah’a ait olduğunu da akıldan çıkarmayız. Evet, kalplere sevgiyi koyacak olan da insanları birbiriyle yakınlaştıracak ve kucaklaştıracak olan da, Allah’tır. Her şeyi maddede, güç ve kuvvette arayanların bunu anlaması mümkün değildir.
Meselenin diğer bir yanı da şudur: Bizim, insanlığın iyiliği ve huzuru adına çok güzel temennilerimiz, tasavvur ve plânlarımız olabilir; güzel gördüğümüz şeylerin gerçekleşmesini yürekten arzu edebiliriz. Fakat ideallerimizle realitelerin kesiştiği noktayı doğru tespit edemezsek havanda su döveriz. Hatta attığımız adımlar aksülamelle neticelenebilir. Bu sebeple bir probleme müdahale etmeden evvel, onu düzeltebilecek güçte olup olmadığımıza bakmamız gerekir. En azından attığımız adımların maksadımıza hizmet edip etmeyeceğini çok iyi hesap etmeliyiz.