İçeriğe geç

Aynı şekilde Hz. Yunus (aleyhisselam), لَآ اِلٰهَ اِلَّآ اَنْتَ سُبْحَانَكَۗ اِنّ۪ى كُنْتُ مِنَ الظَّالِم۪ينَۚ“Senden başka ilâh yoktur. Seni her türlü noksandan tenzih ederim. Gerçekten ben zalimlerden oldum.”111 diyerek enbiyâ-i izama mahsus küçük bir zelleyi bile büyük görüyor ve bunu “zalimlerden oldum” ifadeleriyle vurguluyordu.

Keza Hz. Âdem (aleyhisselam رَبَّـنَا ظَلَمْنَآ اَنْـفُسَنَا وَاِنْ لَمْ تَغْفِرْ لَـنَا وَتَـرْحَمْنَا لَـنَـكُونَنَّ مِنَ الْخَاسِر۪ينَ“Ey Rabbimiz, biz nefsimize zulmettik, kendimize yazık ettik. Eğer merhamet edip bizi bağışlamazsan kaybedenlerden oluruz.”112 sözleriyle yerine getirmekle vazifeli olduğu hakları ifa edemediğini, kendisi için çizilen çizginin dışına çıktığını ifade ediyor.

Hz. Ebû Bekir, Allah Resûlü’nden kendine has bir dua talebinde bulunduğunda, Efendimiz’in ona talim buyurduğu şu duanın da aynı çizgide olduğunu görüyoruz: الَلَّهمَّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي ظُلْمًا كَثِيرًا وَلَا يَغْفِرُ الذُّنُوبَ إِلاَّ أَنْتَ فَاغْفِرْ لِي مَغْفِرَةً مِنْ عِنْدِكَ، وَارْحَمْنِي إِنَّكَ أَنْتَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ“Allah’ım, ben kendime çok mu çok zulmettim. Günahları Senden başka affedecek kimse yoktur. Nezd-i ulûhiyetinden hususi bir iltifat ile beni bağışla ve bana merhamet buyur. Günahları bağışlayacak olan Sen, merhamet edecek de ancak Sensin!”113

247