göre yaşarlar. Onlara bir yönüyle âtisiz insanlar gözüyle bakılabilir. Çünkü sağlam bir geçmişe bina edilmeyen hamlelerin geleceği de olmaz.Baştaki soruda, nesillere tarih şuuru verelim derken geçmişte yaşanan kavgaların tekrar hortlatılmamasına dikkat çekiliyor ki bu, son derece önemlidir. Kendimizi ister haklı ister haksız görelim, geçmişte yaşanan olumsuzluklar günümüze taşınmamalı, taşınıp yeni düşmanlıklara yol açılmamalıdır. Farklı sebep ve saiklerle geçmişte büyük savaşlar patlak vermiş, büyük içtimai hâdiseler yaşanmış ve bunlar ağır trajedilere yol açmıştır. Yer yer kitle psikolojisi harekete geçirilmiş, yer yer kin ve nefretler hortlatılmış, yer yer farklılıklar kavga sebebi yapılmış ve neticede nice çatışmalar ve bu çatışmaların sonucunda da nice mağduriyetler, mazlumiyetler, mahkûmiyetler ortaya çıkmıştır. Bugün bize düşen, bunları deşmek, yeniden gün yüzüne çıkarmak suretiyle yeni düşmanlıklar oluşturmamaktır. Geçmişte yaşanan olumsuz hâdiseleri yeni kavga vesilelerine dönüştürmemeliyiz. Bir dönemde birileri sizin canınızı, ırzını, malınızı tehdit etmiş, yerinizi yurdunuzu işgal etmiş, sizi arkadan vurmuş olabilir. Bunları dillendirmek suretiyle atalarının yapmış olduğu bir kısım hatalardan ötürü bugünün insanlarını suçlamanın kimseye bir faydası yoktur. Aksine bu tür ithamlar, atf-ı cürümler insanlardaki kin ve nefret duygularını tetikleyecek, onları husumete sevk edecektir. Kinlerin, gayzların, düşmanlıkların ortaya çıkmasına sebep olacak ne kadar husus varsa bunların tamamını tarihin bağrına gömmeli ve üzerine de kocaman kocaman kayalar koymalıyız.Tarihte yaşanmış bazı olayları unutup hazmetmek elbette kolay değildir. Bir kısım tali’siz hâdiseleri düşündüğümüzde tabiî olarak içimiz sızlar, yüreğimiz burkulur. Bazı kötülükleri, ihanetleri, işgalleri sorgulamaktan kendimizi alamayız. İster istemez bunların faillerine karşı öfke duyar, neden şunları yaptılar, neden bunları yaptılar, deriz. Fakat bunların dedikodusuyla meşgul