yarın mutlaka şöyle yapacağım.’ deme! Bunu unuttuğun takdirde Allah’ı zikret ve ‘Umarım ki Rabbim, beni daha isabetli davranışa muvaffak kılar.’ de.”171
Bu âyet-i kerimeden de anlaşılacağı üzere insan her işini mutlaka meşîet-i ilahiyeye bağlamalıdır. Yapacağı her şeyin Allah’ın dilemesine bağlı olduğunu unutmamalıdır. Kişi, kendi plan, proje ve stratejilerinin ötesinde meşîet-i ilahiyeyi dikkate almıyor, projelerinin tahakkuk etmesi için onun esas olduğunu hesaba katmıyorsa, olan her şeyin arkasında ilahî iradeyi görmüyorsa hiç farkına varmadığı bir gizli şirke müptela demektir.İnsan, işin başında yapılması gerekenleri yerine getirme konusunda kusur etmemelidir. Plan ve projelerini sağlam yapmalı, Allah’ın ona verdiği irade gücünü sonuna kadar kullanmalı, hedeflediği şeye ulaşma adına ne gerekiyorsa titizlikle yerine getirmelidir. Kendisine düşeni yaptıktan sonra ise Allah’a tevekkül etmeli, O’nun iradesinin tecelli etmesini, O’nun inayetini beklemelidir. O’nun izni ve inayeti olmaksızın hiçbir şey meydana gelemez. Esbap bizim nazarımıza ne kadar güçlü görünürse görünsün, neticeyi yaratanın Allah olduğunu bir lahza hatırımızdan çıkarmamalıyız.
Tenasüb-ü İlliyet (Sebep-Sonuç İlişkisi) ve Hizmet Hareketi
Elde edilen başarılara tenasüp-ü illiyet açısından bakılacak olursa insanın ceht ve gayretleriyle, ortaya çıkan neticeler arasındaki münasebetin ne kadar zayıf olduğu görülecektir. Allah Teâlâ çok zaman, damla mahiyetindeki gayretlerimizi denizlere çeviriyor, küçük çırpınışlarımızdan fırtınalar hâsıl ediyor, suya attığımız küçük bir taşın ortaya çıkardığı halkaları kocaman dalgalara dönüştürüyor. Cüz’i iradeyle ortaya koyduğumuz meyilleri, kudret ve iradesiyle şekillendiriyor.